29 01 2009

Boncuktan Kolye Terapisi

Kolye YapımıGünün yolgunluğunu, stresini ve ağrılarını siz nasıl atıyorsunuz?

Ben bu tarz işler yaparak atıyorum. "Bugün kolyeye başlayacağım" diye düşünmek bile dinlenmeme yardım ediyor. Örgü örmek, kızımın odasına süsler yapmak..vs

Ev hanımı ya da çalışan hanımlar, yolunuzun üstünde boncuk satan bir yer görürseniz, hiç tereddüt etmeden girin ve bu işe başlayın. Siz de yaptığınızda göreceksiniz, çok dinlendiriyor.

Ben Ankara'dayken Karanfil Pasajı'ndan aldım boncuklarımı. 5 yıl önce o pasajın yarısı boncuk satardı. Şimdi bir dükkana düşmüş, üzüldüm. Sanırım hanımlar hobilerinin peşine düşmüyor!

Tarzını ordaki boncukları gördüğümde belirledim. Beyaz bir gömleğin içine çok yakışıyor.

Yapılışı:

Eğer ilk kez yapacaksanız; boncuğun yanı sıra bağlama aparatlarını ve misinayı da almalısınız.

İstediğiniz tarzda boncukları alıdığınızda neye dizebileceğinizi sorun, çalışanlar sizi yönlendirirler. Zira her boncuk misinaya dizilmiyor.

Bir de kargaburun ya da pense ihtiyacınız var.

Benim kolyemde 8 sıra boncuk var. Bir seri boncuğu misinaya dizdim ve boynumda ölçerek en kısasını belirledim. Diğerlerini sırayla en kısadan biraz daha uzun misinaya dizdim. Böylelikle kısalı uzunlu olduğu için, birbirinin üzerini kapatmadı.

Kolye Yapımı Kolye Yapımı

Bir tarafın misinalarını birbirine bağlayıp uclarını yaktım. Böylelikle kopmasını ve bağlama aparatından kayıp çıkmasını engelledim. Diğer tarafıda uzunlukları ayarlayarak misinaları birbirine bağlayıp fazlalıklarını kestim ve aynı işlemleri tekrarladım.

İşte yeni kolyem...Benim 2 saatimi aldı ve yorgunluğumdan eser kalmadı.

Tabi kızımı da unutmadım:)

Kolye Yapımı

Çocuklarda Sorumluluk Bilinci

Sorumluluk Bilinci

Kızım 1 yaşına girdiğinde, buruşturduğum kağıdı mutfaktaki çöp kutusuna atmayı öğrettim.

Zaten bizim hareketlerimizi dikkatle izliyor ve yapmak için çaba sarfediyordu. Bu görev onun çok hoşuna gitti.

Artık benim eskiz kağıtlarımı kendisi atıyor.

Şimdi 18 aylık, kağıdı çöpe atmanın yanı sıra bazı oyuncaklarını kendisinin belirlediği yerlere koymaya başladı.

Geçen gün doktor kontrolüne gittik. Dr. Meral Saraçel "artık bazı sorumlulukları vermeye başlayın" dedi. "Örneğin sofra kurulurken bir şeyi mutlaka o getirsin, çamaşır asarken mandal versin..."

Biz de başladık. Mandal vermeye çamaşır makinasından bir kaç çamaşırı alıp sepete koymaya...

Demek doğru yapıyormuşuz dedim kendi kendime. Doktordan dönüp, bunları bir arkadaşa anlattığımda aldığım "yok artık daha neler! Bu yaştaki çocuğa ne sorumluluğu verebilirsin ki!" tepkisinden sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Bakın uzmanlar neler neler söylüyor bu konu hakkında.

Sevgili ebeveynler...Çocuğunuzu alış verişe götürüp istediği her şeyi alıp "ohh be bu oyuncak onu iki gün oyalar" diyerek çocuğunuzun gelişimine hiç bir şey katmıyosunuz.

Lütfen aşağıdaki yaşa göre çocukların neler yapabileceğini okuyarak kendi çocuğunuzla mukayese edin. Eğer yakınsa ne güzel. Ama yanından bile geçmiyorsa hemen çalışmalara başlayın. Geri dönüş yok. Sağlıklı gelecek nesil için şimdiden çalışmalı ve onlara çok iyi örnek olmalıyız!!!

YAŞA UYGUN SORUMLULUKLAR NELERDİR?
Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, yapabileceği yaşına uygun sorumluluklar bulunabilir. Önemli olan çocuğun becerileri dahilinde sorumlulukları ondan beklemektir.


  • 2 – 3 Yaş:


Bu yaş grubundaki çocuklar yeni kazandıkları becerilerini kullanarak her şeyi tek başlarına yapmak için oldukça isteklidirler.
Zaman zaman bu istekleri önüne geçilemez inatçılık krizlerine neden olsa da anne-baba olarak hem becerilerin gelişmesine fırsat vermenin, hem de bazı temel sınırlamaların belirlemesinin gelişimleri üzerinde önemli etkisi vardır. Özgürlük ve kurallar arasındaki dengeyi kurmak anne-babayı bu dönemde bekleyen en zor görevdir. Becerilerin ve sorumluluk duygusunun gelişmesini desteklemek için anne-baba ve çocuğun birlikte keşfetmesi için fırsatlar yaratmak önemlidir.
Basit giyecekleri (yelek gibi) kendi başlarına giymeyi öğrenebilirler.
Çatal kaşık kullanmak için kas gelişimleri yavaş yavaş yeterli düzeye geldiğinden biraz acemice de olsa çatal kaşık kullanabilirler.
Çatal kaşık kullanmakta olduğu gibi bardaktan su içme denemeleri de bu yaşta gözlemlenebilir.
Bu alanların tümünde önemli olan çocuğun ileriki yaşlarda bu becerileri geliştirip kullanabilmesi için mümkün olduğunca fazla pratik yapmasına olanak vermektir. Yemeğini biraz dökerek yediği için annesi tarafından yedirilen bir çocuğun çatal kaşık kullanma becerileri, yemeği kendi başına yemeği denemesine fırsat verilen çocuğa göre daha yavaş gelişecektir.

  • 3 – 4 Yaş:


Bu yaşlarda çocuklar oldukça enerji dolu ve hareketlidirler.

Anne-baba tarafından konulan sınırları test etmeye meraklıdırlar. Anne-baba olarak hem çocuğun enerji ve hareket ihtiyacını anlamak, hem belli sınırlar çizmek hem de kuralları test etme karşısında esneklik ve yaratıcılığı koruyabilmek önemlidir.
Basit ev işlerinde yardımcı olabilirler. Örneğin kendi oyuncaklarını sepetine yerleştirebilir.
Öz bakım becerilerini kendi başına yapmak için ilk adımı atabilirler; diş fırçalamak, elini yüzünü yıkamak gibi.

Tabi bu becerileri anne babayı birebir gözlemleyerek ve onların desteği ile deneyerek geliştireceklerdir.
Ayrıca bu yaşta ayakkabılarını giyebilirler. Ama bağcıkları bağlamak için hala yardıma ihtiyaçları vardır.

  • 4 – 5 Yaş:


Hem bilinçsel hem fiziksel hem de sosyal becerilerin daha da gelişmesi ile sorumluluk kavramı bu yaş döneminden itibaren daha da önem kazanmaya başlar. 2-3 yaş döneminin inatçılıkları azaldığı, günlük hayat ile ilgili gözlemlerinin ve ilgilinin arttığı bu dönemde, çocuklar “iş yapmaktan” ve bunu göstermekten büyük bir keyif alırlar.

Ev işlerinde anneye yardım etmek, tamirat işlerinde babaya çıraklık etmek gibi yetişkin hayatına yönelik işler çok ilgilerini çeker. Önceki yaş gruplarında gözlemlenen becerilerin yanı sıra bu yaştaki çocuklar eşyalarını toplayıp, ufak tefek işlerde yardım edebililer (toz almak gibi) ayrıca çatal, kaşık ve bıçak kullanma becerileri tam olarak geliştiğinden sofra kurallarına uygun şekilde yemek yiyebilirler.

Bu yaştaki çocuğunuzdan odasındaki oyuncakları toplamasını, kendi başına elini yüzünü yıkamasını, yemeğini yemesini, masa hazırlanırken bir şeyleri (örneğin tuzluk) götürmesini bekleyebilirsiniz.



  • 5 – 6 Yaş:


Okul öncesi dönemden okul dönemine geçiş yapan bu yaş çocukları artık yavaş yavaş kendi ayakları üzerinde durmaya başlamışlardır. Yuva ve ana hazırlık sınıfı derken ilkokul birinci sınıfa başlayan çocukların dünyasında artık sadece ailesi yoktur. Dış dünyaya ait beceri ve sorumlulukları kazanmaya hazır duruma gelmişlerdir. Artık kendi başlarına giyinip soyuna bilirler. Belki hala bu becerileri anne babanın beklediği kadar çabuk değildir. Ama hızlanmaları için kendi başlarına giyinmeye devam etmeleri gerekir.

Eğer anne baba sabredemeyip bu seferde “ben giydireyim” derse o zaman bu becerinin gelişmesi gecikecektir. Ayrıca eğer bir yere geç kalınması söz konusu ise çocuğun hazırlaması için yeterli zaman verildikten sonra geç kalmanın sonucunu çocuğun yaşaması da sorumluluk duygusunun gelişmesi için önemlidir.

Ev işlerinde yardım edebilirler ( sofrayı hazırlamak gibi). Bu yaş grubundaki çocuklar kendi ile ilgili sorumlukların yanı sıra tüm aileyi ilgilendiren sorumlukları da yerine getirebilirler.

  • 7 – 12 Yaş:


Bu yaş döneminde artık okul çocuğun hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla sorumlulukların çoğu da okul ile ilgilidir. Ödev yapmak, okul eşyalarına sahip olmak, gerekli materyalleri unutmamak, okul ve sınıf kurallarına uymak gibi. Tabi ki evdeki sorumluluklar da devam etmektedir; çalışma masalarını düzenlemek, odalarını toplamak, giysilerini dolaba yerleştirmek.

Uzm. Psikolojik Danışman Ece Akın Bakanay'a teşekkürler.

Bilgilerin devamını okumak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Beş Şişle Çocuk Eldiveni

Pratik çocuk eldiveni örmeye ne dersiniz. Benim iki günümü aldı. Gerçekten kolay. 5 şiş sizi korkutmasın



Yapılışını çok detaylı anlatıyorum:

Başlangıç: 5 şişle 48 ilmek başladım. Her 4 şişe yaklaşık eşit paylaştırarak 48 ilmeği dağıttım.



Normal bir örgüye başlar gibi yapıp, bir şişin ilmeğini tamamladığım zaman (12 -13 adet ilmek) diğer şişe ilmek aldım. 48 ilmek olunca 4 şişi birleştirip 2. sırayı örmeye devam ettim.




Elinizde 5 şişi tutmaya alıştığınızda çok zevkli ve kolay olduğunu göreceksiniz.

Lastik Kısmı: Bir ters bir düz örgüyle 23 sıra lastik ördüm.

Lastiği istediğiniz kadar uzun örebilirsiniz. Yettiğini düşüğündüğümde düz örgüye geçtim ve 2 adet (her iki yandan) arttırdım.

Gövde Kısmı: Baş parmağa kadar ben 10 sıra ördüm. Siz elinize ölçerek daha uzun da yapabilirsiniz.



Baş Parmak: Eldivenin sağından 12 ilmek baş parmağa ayırmalıyız. Bunu yaparken 6 ilmeği bir şişten, 6 ilmeği diğer şişten alarak ayırmalıyız. Yani tam sağda olmalı baş parmak.

12 ilmeği bir iğneyle ipe alıp kalan ilmeklerle eldivene devam ettim.

Gövde Kısmı: 25 sıra ördükten sonra ilmekleri iğneye alıp büzdürdüm ve diktim.

Baş Parmak: 12 ilmek bıraktığım baş parmağın ilmeklerini 3 şişe geçirdim (ilmek az olduğu için 4 şişle örebilirsiniz). Örerken eldivenin gövde kısmına (yani baş parmakla işeret parmağının arasındaki ağ kısmına) geldiğimde 3 adet ilmek aldım. Böylece öreceğim baş parmakla, eldivenin gövdesi arasında delik olmadı.



Bitiş: Yeteri kadar ördükten sonra ilmekleri iğneye alıp büzdürdüm ve dikerek bitirdim.

Süsleme işi size ait.

Kolay gelsin.

Kartondan Taçlar


Kızımla havaların kötü olduğu zamanlarda evde canımız çok sıkıldı. Onu nasıl oyalarım, neler öğretirim diye düşünürken böyle birşey aklıma geldi. Renkli kartonlar, yapıştırıcı ve makasa ihtiyacımız var.

Kırtasiyeden kartonları alır almaz eve koştum ve kızımı da yanıma oturtarak, benim neler yaptığımı izlemesini sağladım.

Biraz daha büyüdüğünde bu tarz el becerilerinin gelişmesini çok istiyorum. Şimdiden beni izleyerek ilgilenmeye başladı bile...

Benim aklıma gelenler, kızımın şu sıralarda dikkatini çeken şeylerdi: Kızıldereli tacı, Daisy'nin kurdelesi ve tavşan kulakları gidi.

Önce kızımın kafasının çevresini ölçerek tacı kesip yapıştırdım. Sonra da üzerindekileri...



Sizin çocuğunuz nelerle ilgileniyor?

Banyolarınız İçin Yeni Tasarımlar

Her ne kadar şu anda % 90 annelik görevimi yapsam da kalan % 10'luk bölümde mesleğim gereği bunun gibi litaratürleri araştırmaya devam ediyorum.

İnsana "yok artık" dedirtecek yenilikte ve farklılıkta çok güzel tasarımlar var. Bunlar hem konut hem iş yerleriyle ilgili.

Ben rastladıkça sizlerle paylaşacağım. Evinizi yeni kuruyor ya da herhangi bir yerini değiştiriyor olabilirsiniz. Bu yeni tasarımlar size ilham verecektir.

Banyolarda en önemli ihtiyaç küvet...

Her ne kadar bizim büyüklerimiz, küveti sadece battaniye yıkamakta kullansa da... Bakın İtalyanlar neler yapmış.

Fabrizio Batoni A. Lenarda
Dışarı su damlar, içi gözüküyor..vs demeyin. Tasarımda uçmak serbest. Kaldı ki Avrupalılar eskiden, bizim gibi akan suyun altında (hamamlar) yıkanmıyordu. Bir fıçıyı suyla doldurup onun içine girip sabunlanıyorlardı
Dada duş modülü

Veee benim beğendiğim küvet;



Peki ya bize ait firmaların ürettiği küvetler yok mu? Var tabi...

Vitra'nin çok seçenekli güzel tasarımlı vitrifiye ürünleri var. Her ne kadar tasarımcısı yine İtalyan olsa da...



Deneyimlerime dayanarak Türk markalardan vitrifiye konusunda Vitra'yı tavsiye ederim.

Büyük Bebeklerde Uyku Alışkanlıkları


Yaklaşık 6. aydan sonra yatağa gidiş hep aynı saatte ve düzen içinde olursa bebeğinizin uyuması kolaylaşacaktır; bebekler alışık oldukları seşleri yapmaktan hoşlanırlar. Bu aydan sonra, her yerde kolayca uyumayabilir, uyku düzeni tatil, yolculuk gibi alışkın olmadığı ortamlarda kolayca bozulabilir.

Onunla her gece, yatmadan önce "uyku çncesi söyleşi" yapmalı, evden uzakta olsanız bile bunu her gün sürdürmelisiniz. Yatma zamanı eğlenceli bir hale gelirse günün sevdiği bir parçası olur.

Yatma zamanı:

Bebeğinizin yatma zamanını saptamak size ve eşinize kalmıştır. Bunu her gün uygulayabileceğiniz ve yeterli zamanı ayırabileceğiniz biçimde düzenlemelisiniz. Hem sizin hem de eşinizin evde olacağı kadar geç, ama başka konulara zaman bırakacak da erken olmalı. Akşam 6 ile 8 arası uygun saatlerdir.

Uyku Alışkanlıkları:

  • Her akşam aynı şekilde başlayın: Banyo hem rahatlatıcı hem de eğlencelidir. Suyu pek sevmiyorsa, birlikte oynayacağınız yirmi dakikalık yorucu bir oyun onu gevşetir.

  • Yatmadan önce besliyorsanız bu işi odasında yapın. Böylece odasını uyku cezası çekeceği kötü bir yer olarak değil, annesiyle bir şeyleri paylaştığı, "dost" bir yer olarak algılayacaktır.

  • Bebeğinizi yatağına koyun. Yaşını dolduruyorsa, yanına ayıcığını ya da başka bir yumuşak oyuncak bırakın.

  • Artık eşiniz de gelip size katılabilir. Bu yarım saat içinde yaptıklarınız hep aynı düzende ve bebeğiniz için olabildiğince eğlenceli olmalı, artık günün bitiğini de ona açıkça göstermelidir.

  • Bu yazıyı kitabım Annelik ve Bebek Bakımı'ndan aldım.

    Revani Tarifi



    Bayramlarda hangi tatlıyı yaparsınız bilmiyorum ama, ben ilk kez geçen bayramı ailemin yanına gitmeyerek evimde geçirdim. Bu yüzden tatlı yapmak, perde yıkamak, yemekler yapmak bana kaldı.

    Bu tarifi 3 yıl önce afiyet olsun sitesinden almıştım.

    Bence bayram için çok uygun. Size de tavsiye ediyorum.

    İşte malzemeler:

    3 yumurta

    1 su bardağı süt

    1 su bardagı sıvı yağ

    1 su bardagı şeker

    1 su bardagı ceviz

    1 çay kaşıgı karbonat

    2 su bardağı irmik

    1 su bardağı un

    ŞERBET İÇİN

    4 su bardagı şeker

    4 su bardagı su

    1/2 adet limonun suyu

    Ben bu ölçülerin yarısını yapıyorum. Çok daha ince ve bayrama uygun oluyor. Tadımlık...:)

    Yapılışı:

    Önce yağ, yumurta, şeker, süt çırpılır. Un, irmik ve kabartma tozu ve ceviz daha sonra eklenir. Yüksek kenarlı bir payreks kapta çok başarılı oluyor.

    170° de 45 dakika pişirin. Şerbetini 20 dakika kadar kaynatın ve içine limon suyu ekleyin. Soğumaya bırakın. Sıcak revaninin üzerine dökün. Revani sıcak, şerbet soğuk olacak.

    Zeytinli Çörek


    Bu tarifi Dr. Oetker'in maya poşetlerinin üzerinden okudum.

    Dün zeytin yemeyen kızım için yaptım. Çok lezzetli oldu, hanımlara 5 çayı için ya da okuldan aç gelen çocukları için tavsiye ediyorum.

    Yapılışı:

    3 su bardağı unu eleyip maya ile karıştırın. Birer tatlı kşığı tuz ve şeker, 1 yumurta, 100 gr margarin ve 1 çay bardağı ılık süt ekleyip yoğurun.

    Üzerini kapatıp ılık ortamda 40-50 dakika dinlendirin.

    Hamuru yarım santim kalınlığında açın, üzerine 1 su bardağı çakirdeksiz siyah zeytin dağıtın ve rulo şeklinde sarın.

    2 cm eninde dilimlere kesin. Her dilimi yuvarlayıp yağlanmış tepsiye dizin. Üzerine zeytinyağı sürüp kekik serpin. 25 dakika bekletip 180 derece ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirin.

    Afiyet olsun...

    Hava Kirliliği


    Bu sabah kızımın odasını havalandırmak için pencereyi açmamla kapatmam bir oldu.

    Çok şiddetli bir kömür kokusu....

    Biz Şişli'de oturuyoruz. Bu kömür kokusu da ne?

    Böyle merkezi bir ilçede kim soba yakabilir ki! Ve bu kadar çok...

    Tabiki çok düşünmeye gerek yok.

    Yerel seçimler yaklaştığı için, bedava kömür dağıtılıyor.

    Ve geleceğini düşünmeden, 3 - 4 kömür torbasına, oylarını satan vatandaşlar, kombi yerine soba kullanıyorlar.

    Tabi çelişki de burda.

    Biz doğal gazı "en ucuz" ısınma şekli diye seçmemişmiydik?

    Ama gelen zamlarla hepimiz ne yapacağımızı şaşırdık. Kombiyi kısıp, evde hırkayla oturmaya başladık.

    Yani sözün kısası; evinizin penceresini açmayın, havalandırmayın. Varolan havayla yetinin, yapabiliyorsanız çocuğunuzu dışarı çıkarmayın!!!!

    Bakın gazetede bugün yazan bir haber; başka şehirlerde de kömür yakıldığı için oluşan hava kirliliği ile ilgili.

    Kedi Dikelim mi?


    Evet. Neden olmasın.

    Benim gibi aynı anda üç iş yapan biri bile bir günde bu kediyi dikebildi.

    Patronunu 10marifet'ten bulmuştum. Bir ara dikerim diye saklamıştım.

    Daha çok kızıma oyuncak değil de biblo gibi olsun odasına koyarım diye düşünmüştüm.

    O yüzden terzi olan kayınpederimden ceketlik kumaş artıkları almıştım.

    İşte yapılışı:

    pointy-kitty-pattern Patronu kestim ve kumaşın üzerine koyarak kurumuş sabunla çizdim.



    Sonra o çizgilerin üzerinden kumaş koyu olduğu için beyaz iple teyelledim.

    Önce kafadan başlamak üzere bütün parçaları önce teyelleyip sonra sıkı dikişle elimde diktim.



    Kafasının her işi bittikten sonra gözlerini içini doldurmadan işledim.

    Sonra elyafla hepsini doldurup birbirine diktim.

    İşte Tatlı küçük kedimiz.

    Aynısını renkli kumaşlarla da dikeceğim.

    Bir terapi işi daha. Tavsiye ediyorum.

    Bebeği Yatağına Alıştırmak


    Dün 3 aylık bir bebeği olan arkadaşımla telefonda konuşurken, bu yazıyı yazmak aklıma geldi.

    "Bebeği Yatağa Alıştırmakla" ilgili üç örnek anlatacağım. Üçünü de okurken kendi çocuğunuzu karşılartırmayın.

    Her çocuk farklıdır. Anneyle çocuğun koordinasyonu önemlidir.

    Arkadaşım, bebeğin sürekli emmek istediğini ve hep kucakta olmak istediğini, yatağına alıştırmaya çalışırken de ağladığını anlattı.

    Benim o zamanlardaki halim aklıma geldi.


    • Kızım Ela doğduğunda özenerek aldığımız beşiğinde hiç yatmadı. Sallanmak da istemedi. Beşiği kaldırıp karyolasını kurduk. Hiç sallanmadan (ne ana kucağında ne de beşikte) 6 aylığa kadar uyudu.



    Emzirmek için kucağıma alıyor, yarım saat emzirip gazını çıkarıp yatağına yatırıyordum.

    6 aylıktı, ben işten ayrılmıştım, hastaydım...

    Bir gün gündüz uykusunda yanına yatarak emzirdim. Bana çok kolay geldi, kızım da daha uzun süre uyudu.

    Çok hoşuma gitmişti.

    Bu uygulamayı gece uykularında da yaptım(HATA YAPTIM). Ama yanında uyuyakaldığımda sabah beraber uyanmaya başladık.

    İki gün içinde, tabi bu bebeğimin çok hoşuna gitmişti ve artık benimle yatmaya alışmıştı.

    O gün bu gündür Ela (21 aylık) gece bir kere uyanıyor, süt içiyor, eğer yanından kalkarsam, bir kere daha uyanıyor. Yani benim gece uykum çok az diyebilirim.

    Bunu anlattım arkadaşıma. Bu aylarda yatağına alıştırsan iyi olur dedim.

    • Başka bir arkadaşım da; bebeğini doyurduktan sonra yatağına koyuyor, "haydi uyku vakti uyu bakalım" deyip odadan çıkıyordu. Bebek bir kaç kez mızırdanıp annesinin gelmesini bekliyordu. Anne odaya gitmeyince uyuyakalıyordu. Sonra, sesi güçlenip, daha kararlı hale geldiğinde (1 yaşından sonra) yataktaki ağlamalar fazlalaştı ve gece vakti apartmandaki herkesi uyandırmamak için yanlarında ebeveyn yatağında yatırmaya mecbur kaldılar.



    • Bir başka arkadaşım, beşiği ebeveyn yatağının yanına koydu. Emzirmek için yanına alıp emzirdi. Hatta bebek büyüdüğünde anne baba beraber yattılar.

    • Şimdi 28 aylık ve kendi odasında yatağında uyuor. Hatta karyolanın ön korumasını kaldırmışlar. Düşmeden yatabiliyor. Sadece bazen gece kalkıp su istiyormuş o kadar. Odasına ve yatağına çok kolay alıştırdılar anlayacağınız.


    Bebeğimizin huzurlu, mışıl mışıl, ama kendi yatağında uyuması için; hepimizin tüm ebevenylerin yapması gerekenler şunlar:

    -Mutlaka emek vermek gerekiyor.
    -Uyku saatlerine özen göstermek, olabiliyorsa uyku saatinde mutlaka evimizde olmak gerekiyor.
    -Eğer yatarak emziriyorsak, uyuyakalmadan yanından kalkmak gerekiyor.
    -Gece sebepsiz uyanırsa, yanına gittiğimizde konuşmadan, sırtını kaşımak, okşamak ve yeniden uykuya geçmesini sağlamak gerekiyor (psikolog önerisi)
    -Yatağını ve odasını özendirmek için bir kaç sevdiği oyuncakları asmak, süslemek gerekebilir.
    -Odasına sadece uyumak için değil, özel oyunlar yaratarak, odasına özendirmek gerekebilir.

    Bu konuda ve bebeğinizle ilgili daha birçok konuda yardım alabileceğiniz bir site ve danışman buldum.

    Alanur Özalp'in bebeklerle ilgili fikirlerini okumanızı, dinlemenizi tavsiye ediyorum.

    Bebeklerde Gece Ağlama Nöbetleri (Krizleri)


    Kızım 22 aylık oldu. Ağlama nöbetlerinde bugün 4. günümüz.

    --İlk gece saat 01 gibi uyandı, gözü kapalı durmadan ağlıyor, kucağımda gezdirirsem susuyordu. Yatırdığımda yine uyanıp ağlamaya başlıyordu. Bir türlü geçmeyen soğuk algınlığı hastalığının devamı sanıp, kulağını da tuttuğu için ağrı kesici verdik.

    --İkinci gece yine 01 civarında ağlayarak uyandı. Bu ağlaması daha değişikti. Çığlık atarak ve kucağımdan kendini atarak ağlıyordu. Yere bıraktım, kendi haline ne yapacak bakalım diye. Kendini ordan oraya savurup çılgınca ağladı.

    Bebeğimi bu şekilde görmek hem benim hem babası için çok zordu.

    Çünkü ağlayarak birşey istemeye alıştırmadığımızdan, isteklerini göstererek, söyleyerek ifade ettiği için, çıldırasıya ağlamasını görmek çok yıprattı bizi.

    Biz hala, antibiyotik kullanmamıza rağmen geçmek bilmeyen soğuk algınlığına yoruyor, çocuğa ağrı kesici, öksürük şurubu gibi ilaçlar veriyorduk.

    --Üçüncü gece de aynıydı. Ela'nın bu şekilde ağlama sesini hiç duymadıklarından, apartmandan merak edip gelip soranlar oldu.

    Sabah uyandığımızda eşimle bir çocuk psikoloğuna gitmeye karar verdik.

    Alanur Özalp'ı telefonla aradık, aynı güne randevu aldık.

    Şimdi tüm çocuklarda olabilen bu ağlama krizleriyle ilgili çok önemli notlar okuyacaksınız.

    Umarım bizim bu konuyla ilgili tecrübelerimizi okuyan anne babalara yardımcı olmuş oluruz.

    Kızım yaklaşık bir aydır soğuk algınlığı hastalığını üstünden atamamıştı ve hep öksürdüğü, burnu tıkandığı için emziğini ağzında tutamıyor, çıkarıyordu. Ben de yatmaya götürürken artık emziği yanıma almamaya başladım. Hatta belki bu hastalığın iyi yanı da böyle kendi isteyerek emziği bırakmış olur diye düşündük.

    Böyle düşünerek hata etmişiz. Bu emziksiz olmak krizi tetiklemiş.


    • Psikolog bize, bu ağlama nöbetleri alışkanlık yaratır ve çocuğunuzun huyu değişir, siz bile tanıyamazsınız dedi. Bu sebepten 10 gün, yatarken yarım doz sakinleştirici vermemizi öneredi. Bu saat 01'de uyanmasını önleyecek ve emziksiz uyumaya alışmasını sağlayacaktı. (İlacın adını vermem doğru olmaz. Zaten çocuk doktorunuza da danışarak almalısınız.)


    Bebeğe iki şeyi bir arada uygulamamak gerekiyor. Yani hastayken emzikten kesmeye çalışmak gibi ya da diş çıkartıyorken tuvalet eğitimi vermek gibi.

    • Ama yapılmış bir uygulamadan da geri dönmemek gerekiyor.



    • Evdeki emzikleri yok edip tekrar görmesini engellemek gerekiyor.



    • Gece bir kez süt içmek için uyanmasıyla ilgili de:


    Yatarken yani 20:30'da süt vermek yerine, 23-24 sularında süt içirmek, sabaha kadar da süt vermemeye çalışmak olabilir dedi.

    • Bebek odasında hiçbir şekilde ışık olmaması gerekiyor.



    • Gece uyanınca yanına gittiğinde, hiç konuşmadan sırtını sıvazlayarak uykuya geçmesi sağlanmalı diye de ekledi.


    Dün akşam kızımı yatırırken "emjik" dedi. Demekki gerçekten gece onun rüyasını görüyor, kalktığında bulamayınca da krize girip ağlıyordu. Zira bu sabah 06.30'da uyanıp yine aynı şekilde ağladı. Artık sabah olduğu için uyandırdım ve farklı şeyler göstererek, karın yağdığını göstererek dikkatini dağıttım.

    Bu gece 4. gecemiz olacak. Psikoloğumuz bir hafta sonra bu işin tamamen biteceğini ve gece emziksiz uyumaya alışacağını söylüyor.

    Anneler babalar, bebeğinizin bu tarz ağlama nöbetlerine lütfen hemen müdahale edin. Psikoloğa gitmek ve bilgi almak, sizin ve bebeğinizin hayat standardını yükseltir.

    Çocuk Öksürüğü İçin Şifalı Bitki Çayı


    Yazılarımızı takip edenler kızımın bir ayı geçen bir süredir öksürdüğünü bilir. Öksürük şurubunu değiştirsem de geçmeyen bir balgamlı öksürük hala devam ediyor.

    Yaklaşık 15 gündür günde bir kere olmak kaydıyla şifalı bitkilerden çay yapıyorum. Akşam yatana yakın yapıyorum ki yattığında öksürük krizi başlamasın.

    Öksürüğü için etkili olduğunu söylemeliyim.

    Yatırdıktan bir saat sonra öksürerek uyanıyor, bu duruma sinirlenip uykusunu kaçırıyordu. Ama yatmadam önce verdiğim şifalı çayıyla öksürmeden uyuyabiliyor.

    Bu tarz bitkilerin bilinerek, emin olunarak hazırlanması ve çocuğa içirilmesi gerekiyor. Çoğu da zararlı olabiliyor.

    Hatta "ıhlamur kaynatmak" diye bir tabir bile vardır ama "kaynatmak" yanlıştır. Çünkü kaynamış suya ıhlamur atıp 5 dk demlenmesini bekleyip sonra da içmek gerekiyor. Demlenen ve beklemiş ıhlamuru bir daha içmemek gerekiyor.

    Benim 22 aylık kızım için hazırladığım "öksürük çayı" tarifi ise şöyle:

    Bir su bardağı kaynar suya;

    Bir tutam Ihlamur,

    Bir tatlı kaşığının yarısı Rezene,

    Bir tatlı kaşığının yarısı Anason (sakinleşmesi için),

    Bİr iki tane Hatmi çiçeğini atıp bardağın üstünü kapatıyor ve demlenmesini bekliyorum.

    İçine bir buçuk tatlı kaşığı bal koyuyorum.

    5 dakika sonra çift kat tülbentle iyice süzerek ılıtıyorum.

    Ve kızım "küçük çaayy" diyerek hepsini içiyor.

    Boğaz tahrişine de iyi geliyor.

    Tavsiye ederim...

    Buzdolabı Süsü (Magnet)



    Hepimizin evine su, feast food, tüp, pastane firmalarından magnetler gelmiştir. Ben onların işe yaramayanlarından kızıma hergün çıkarıp takabileceği, neşeli magnetler yaptım.

    Yapılışı:

    Kızımın dergilerinden magnet olabilecek resimler seçtim ve kestim.



    Bu resimleri kullanılmayan magnetin üzerine koyarak kestim ve yapıştırdım.



    İşte neşeli ve bebeğim için çok kullanışlı magnetler.

    Onları hem burdolabına hem de odasındaki radyatöre yapıştırıyor... :)

    Çocuk Öksürüğü İçin "Kara Turp"


    Kızımın bitmek bilmeyen öksürüğü için doğadan yardım almaya karar verdim.

    Önce şifalı bitkilerden çay, sonrada bir arkadaşımın tarif ettiği kara turp efsanesi...

    22 aylık kızımın hastalığı geçti mi diye beni arıyan; "aa biliyor musun kara turpla birşey yapıyorlar" diye bu tarifi ya da buna yakın tarifleri verdiler. Demekki kara turp efsanesi dilden dile herkesin bildiği bir öksürük kesme metodu olmuş.

    Ben de denedim. Faydasını gördüm. Şimdi ben de tecrübeli olduğuma göre diğer annelere önerebilirim. Sadece çocuğunuz için değil kendiniz de içebilirsiniz.

    Öksürük İçin Kara Turp Efsanesi'nin Yapılışı:

    1 adet Kara Turp

    1 küçük kuru soğan

    bal, karabiber, limon

    Turbun içini kabak oyar gibi oyuyoruz, içine yarım soğanı (ince rendeleyerek), balı, çok az karabiberi ve bir kaç damla limonu koyuyoruz. Ama tıka basa olmamalı. Turbun altından küçük bir delik açıp bir kaba akmasını sağlıyoruz. Akan sıvıyı kaşıkla çocuğumuza içiriyoruz. Tabi soğanlı oluşu içmeyi kolaylaştırmıyor. Eğer yutmak istemiyorsa, sadece bal koyarak da yapabilirsiniz.

    Hatta başka bir tarif; turbu rendeledikten sonra sıkıp, suyunu balla karıştırıp içirmek de olabilir.

    Sonuçta kara turpla balın çok iyi karışması ve birbirine geçmesi önemli.

    Umarım hastalıklar çabuk biter...

    Buzdolabı Magneti Kardan Adam


    Yılbaşı gecesi yemeğe gideceğimiz eve ne götürsem diye düşünürken, her yerde çılgınca alışveriş yapıldığını gördüm. O hengameye girmem mümkün değildi. Ben de evdeki malzemelerimle neler yapabilirim diye baktım.

    Önceden yaptığım buzdolabı magnetlerinden yola çıkarak bir kardan adam magneti yaptım. Bir de 10 Marifet sağolsun tabi :)

    Hatta iki tane yapıp birini de yemeğe gelen diğer arkadaşıma hediye ettim.

    Buzdolabı magneti kardan adamın yapılışı:

    Gerekli malzemeler:

    Karton

    Beyaz kumaş

    Kullanmadığınız buzdolabı magneti

    Kırmızı ip

    Boncuklar

    Sıcak slikon

    Kartona kahve fincanının ağzından ve tabanından iki tane yuvarlak çizip keselim. Bu kartonları kumaşa koyup biraz katlama payı bırakarak keselim ama dibinden kurşun kalemle çizelim. Kartondan 3 mm küçük yuvarlak da magneti keselim. Burda iki yuvarlak ayrı ayrı değil birleşik olmalı.



    Kumaşı kartona yapıştırmadan önce yüzünü işleyelim. Gözlerini boncuktan, burnunu turuncu ipten ikili trabzan örerek ve bükerek yaptım. Sonra da arkadan slikonla yapıştıralım.



    Gövdesini de kartona yapıştıralım, üzerine boncuklarını koyalım. Ve magnete yapıştıralım.

    Kızmızı ipten bir atkı bir de üçgen şeklinde şapka örelim. Onları da yerine slikonla yapıştıralım.

    Süpürgeyi karton çantayı keserek yaptım.

    Son olarak kardan adam ışıl ışıl olsun diye kenarlarına incecik slikon sıkıp üzerine parlak boncuk yapıştıralım.

    Anneler İçin Dudak Bakımı


    Ben de dudakları yaz kış çatlayan ve çok da iyi bakamayan bayanlardanım. Hele de yoğun birisi iseniz...

    Ama kendimize günde hiç olmazsa yarım saat ayırlamıyız. Ben bunu kızım uyurken yapabiliyorum.

    Geçen gün tv8'de Ebruli programında bu tarifi gördüm. Çok basitti ve ben zaten aktara gidip birşeyler alacaktım.

    Dudak Balmı'nın Yapılışı:

    1 tatlı kaşığı Jojoba yağı

    1 tatlı kaşığı portakal yağı

    1 tatlı kaşığı ceviz yağı

    1 yemek kaşığı vazelin

    Daha ne olsun. Bunları minik bir kavanozda karıştırdım. Vazelin soğukta durduğu için oldukça katıydı, oda sıcaklığında bekletmek gerekti.

    Sonuç mükemmel oldu, dudaklarıma iyi geldi. Yanımda da taşımaya başladım.

    Portakal ve Jojoba'nın enfes kokusu moralimi düzeltiyor...

    Yağların her biri 4 ytl, vazelin de 4 ytl. Bunu çok uzun kullanabilirsiniz.

    Size de tavsiye ediyorum.

    Çocuklara Kurabiye


    Ne zamandır yapmıyordum. Aslında yapmamamın sebebi biraz da doğru düzgün kurabiye kalıbı bulamamamdı. Ama iş başa düştü. Geçen Pazar kızımın arkadaşı gelecek diye çocuklara "ay dede kurabiye" yaptım.

    Yine tarifi afiyet olsun sitesinden buldum.

    İşte kurabiyenin yapılışı:

    1 paket margarin (ben tereyağ kullandım)

    1 adet yumurta

    1 su bardağı pudra şekeri

    1 paket kabartma tozu

    Alabildiğine un

    4 yemek kaşığı kakao

    Kakao hariç tüm malzemeyi karıştırıp kulak memesi yumuşaklığına gelene kadar yoğurun. Hamuru eşit iki parçaya bölün ve bir parçasına kakao ekleyin iyice yoğurun.

    Hazırladığınız hamurlardan ceviz büyüklüğünde toplar yapın ve bir sade bir kakaolu hamurdan alarak yuvarlayın ve bir tarafı kakaolu bir tarafı sade olacak şekilde biraz uzunlamasına kurabiyeler hazırlayın. 175 derece fırında rengi değişene kadar pişirin.

    Ben oklavayla açıp bardakla aydede şeklinde kestim, üzeine de göz ve ağız yaptım.

    Bu tarifi dişi olan bebekler ve çocuklar için ara öğünde tavsiye ederim.

    Elmalı Pay


    Pay yapmanın zor bir iş olduğunu düşündüğüm için hiç denememiştim.

    Konuğum için özel birşeyler yapmak istedim ve bir gün önceden denemeye karar verdim.

    Araştırma yaptığımda çok güzel bir site buldum. Küçük Ev'in Mutfağı. Amerikan tarzında bir Elmalı Pay tarifi vermişti.

    İlk yapışımda bile çok güzel oldu.

    Artık korkmuyorum, hep yapıyorum, övgüleri de alıyorum.

    Size de tavsiye ederim.

    Elmalı Pay'ın Tarifi:

    Pay hamuru için
    2 bardak un
    1/2 bardak tereyağ tereyağ (küçük parçalara kesilmiş)
    6-7 yemek kaşığı soğuk su

    Elmalı iç için
    3-4 adet kabukları soyulmuş ve ince ince dilimlenmiş elma
    1 yemek kaşığı limon suyu
    Yarım bardaktan 1 parmak fazla şeker
    2 yemek kaşığı un
    Yarım tatlı kaşığı tarçın
    Yarım bardak iri doğranmış ceviz

    (Ben son yaptığımda ceviz koymadan yaptım. O da güzel oldu. Mutlaka koymanız gerekmiyor.)

    Yapılışı

    Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın. Önce unu ve tereyağını parmaklarınızla birbirine yedirin. Yavaş yavaş soğuk su ilave ederek hamuru yoğurun. Sertçe bir hamur olmalı ve çok uzun süre yoğurmamalısınız. Aksi takdirde hamur çok yumuşar ve yapışmaya başlar. Tart hamurlarında hamurun kıvamı tuttuğunda hamuru streç folyoya sarar, buzdolabında yarım saat dinlendiririm. Böylece hamurun içindeki tereyağı tekrar eski katı formuna kavuşur.
    Bu hamuru da 2'ye bölüp aynı şekilde buzdolabında dinlenmeye bırakın.
    23-24cm çapındaki tart kalıbınızı yağlayın. Buzdolabında dinlendirdiğiniz hamurun bir parçasını alıp merdane ile açarak tart kalıbınıza döşeyin. Kalıptan artan kenarları diğer hamura ilave etmek üzere koparın.
    Elmalı iç malzemelerini derin bir kapta iyice karıştırın. İlk kat hamuru serdiğiniz tart kalıbınıza elmalı içi boşaltın. Buzdolabından hamurun 2. parçasını çıkarıp onu da merdane ile açın ve tartınızın üstünü kapatın. Hamurun kenarlarını elinizle mümkün olduğunca alttaki hamurun kenarlarıyla birleştirin. Hamurun üzerine buhar çıkışını sağlamak için bıçakla V şeklinde delikler açın. Tart kalıbınızın kenarlarını aliminyum folyo ile kaplayın. Bu, uzun pişme süresinde hamurun tart kenarındaki kısımlarının fazla pişip kararmasını önleyecektir.

    Alimunyum folyo kaplı haliyle tartınızı 25 dakika pişirin. Daha sonra folyoyu çıkarıp 25-30 dakika daha tartınızın üzeri altın sarısı bir renk alana kadar pişirin. Fırından çıkarıp ılımaya bırakın.
    Afiyet olsun...