21.11.2008

Yenidoğanın Banyosu


Yine bir doktor kontrolü için gittiğimiz Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi'nin yararlı broşürlerinden birini aktarmak istiyorum sizlere. Yeni anneler için çok faydalı bilgiler içeriyor.

Aşağıda sıralanan banyo tekniği, bebeğinizin göbeği düşene kadar yani ilk 1 hafta-10 gün içinde uygulayacağınız tekniktir:


  • Bebeğinizin göbeği düşene kadar ve sonraki 2-3 gün bebeğinizi akan suyun altında yıkamanız önemlidir. Böylece su akıp gideceği için, göbeğin kirli sudan ile teması ve enfeksiyon riski önlenmiş olur.

  • Hava şartları ve evinizin sıcaklığı uygun ise bebeğinizi her gün banyo yaptırmanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü banyo, bebeğinizin rahatlamasını ve gelişimi açısından önemlidir. Ancak şartlar uygun değilde banyoyu gün aşırı yaptırmak da yeterli olur.

  • Banyo yaptıracağınız ortamın ve kullanacağınız malzemelerin temiz ve yanlızca bebeğinize ait olmasına özen gösterin.

  • İlk banyolar için kaynatılmış ılıtılmış su kullanmanız enfeksiyonu önlemek açısından önemlidir.

  • Bebeğinizin banyosunu yaptıracağınız ortamın ısısını 24 derece-25 dereceye kadar yükseltebilirsiniz. Ancak banyo sonrası bebeğinizin bulunacağı ortamın ısısının 20-22 derece olması yeterlidir. Banyo bittikten ve bebeğinizi giydirdikten sonra ortamın ısısını normale düşürebilirsiniz.

  • Bebeğinizin banyosunu emzirmeden önce, karnı açken yaptırınız. Karnın tok olması tutuş pozisyonuna bağlı olarak kusmaya neden olabilir.

  • Banyo için genelde akşam saatlerini tercih ediniz. Böylece bebeğinizin geceyi daha sakin ve uyuyarak geçirmesini sağlamanın yanı sıra sizde dinlenme fırsatı bulmuş olursunuz. Ayrıca gece tutan gaz sancılarını gidermek ve bebeğinizi rahatlatmak içinde banyo çok yararlı olacaktır.

  • Bebeğinizin banyo suyunun ısısı, vücut ısısı ile aynı yanı 36.5-37 derece olmalıdır. Bebeklerin cildi hassas ve çok ince olduğu için, daha yüksek sıcaklıklar yanıklara sebep olabilir. Bu nedenle suyun sıcaklığından emin olmak için su termometresi kulaanmanız daha güvenli olur.

  • Bebeğinizi sol elinizin üzerine yüzüstü pozisyonda yatırın. Baş parmağınız sol koltuk altında, işaret parmağınız boynun hemen altında, omuzlarını destekleyecek şekilde, orta, yüzük ve küçük parmağınız ise sağ kolu kavrayacak şekilde koltuk altında olmalıdır (kayıp düşmesini önlemek için). Bu pozisyonda özellikle başın aşağı doğru duruşu önemlidir. Böylece bebeğinizin başını yıkarken dökeceğiniz suyun kulaklarına, ağzına ya da burnuna kaçması önlenmiş olur.

  • Uygun pozisyon sağlandıktan sonra, seri ancak telaşsız hareketlerle bebeğinizin vücudunu ıslatın ve bebekler için uygun olan herhangi bir bebek şampuanını vücuduna az miktarda dökerek köpürtün, serbest olan elinizle sırtını, kollarını, bacak ve ayaklarını, karnını, göğsünü, bebeğinizi kavradığınız elinizi çekmeden yavaşça ovarak cildini durulayın. Bu işlemi bir kez yapmanız yeterlidir.

  • Daha sonra başının tam üstünden su dökün ve başını şampuanlayarak köpürtün. Parmak uçlarınızla hafifçe ovarak yıkayın ve daha sonra yine başının üstünden bolca su dökerek iyice durulayın.

  • Bebeğinizin cildi kuruysa son durulama suyuna önce bir kabın içine göz kararı ile bebek yağını koyup sulandırarak tüm vücuduna dökün ve sadece su dökerek fazla yağı cildinden akıtın.

  • Banyo bittikten sonra bebeğinizi önceden ısıttığınız havlunun üzerine yan yatırın ve havlu ile sarın.

  • Öncelikle bebeğinizin başından başlayarak (çünkü bebekler en çok başlarından ısı kaybederler), tüm vücudunu çok sert olmayan hareketlerle yukarından aşağıya doğru ve özellikle deri kıvrımlarının ve eklem yerlerinin nemli kalmamasını sağlayacak şekilde seri olarak kurulayın.

  • Daha sonra bebeğinizi hava şartlarına ve evnizin ısısına uygun olarak, çok kalın olmamak kaydıyla giydirin. Banyo sonrası başına yumuşak penye bir paşlık takmanız yararlı olur.

  • Göbek düştükten sonra 2-3 gün sonra ise bebeğinizi bir küvet içine ya da file üzerine yatırarak banyo yaptırabilirsiniz.

20.11.2008

Çocuk Yatak Başı


Kızım 19 aylık olmasına rağmen onun için aldığımız karyolası yerine tek kişilik yatakta yatmayı tercih etti. Hal böyle olunca karyolayı kaldırdık ve odası da daha kullanışlı oldu. Yeni bir nevresim takımı aldık. Ama şimdi sıra yatak başına geldi.

Ne zamandır kafamda tasarladığım bir yatak başı vardı. Onu yaptım. Görenler çok beğendi. Umarım siz de beğenirsiniz.

Nasıl yaptığımı çok detaylı anlatacağım.

Yapılışı:

Gerekli malzemeler; 200x200 cm ebadında polar kumaş, parça polar kumaşlar, STYROFOAM levhalarından 2 adet, sıcak slikon, karton, kalem, makas, maket bıçağı

Önce kafamdaki tasarımı bilgisayarda çizdim.

2.08.2008

Kene Sökücü


Daha önceki kenelerle ilgili yazımda, kenelerden nasıl korunmamız gerektiğini uzman kalemlerden size aktarmaya çalışmıştım.

Ben de herkes gibi kızımı dışarı çıkarırken çok tedirgin olduğumdan bahsetmiş, neden bir önlem alınmıyor demiştim.

Ama bu hastalık saçan hayvanla başetmenin yolunu birileri bulmuş.

İsmi de çok güzel "kene sökücü".

Umarım kimseyi sokmasın ama; anladığım kadarıyla sokarsa da artık kesin müdahaleyle çıkartılabiliyor, çıkartırken de ne doktora ne hemşireye bulaşıcı virüs geçmiyor. Vücuda yapışan keneyi dondurarak imha ediyor.

Teşekkürler TIKNER

Bu arada sitede kendileriyle ilgili bilgiler yanında kenelerle ilgili bilgi de var.
İncelemenizi tavsiye ederim.

Bebeği Güvenli Yıkamak

Kulak TıkacıKulak Tıkacı

Genelde yeni anneler; bebekleri minikken; "yıkarken nasıl tutacağım" endişesiyle panik yaşarlar. Bende de olmuştu. Hele kızımın ilk yıkanmasını izlerken "en az 4 kişi olmalı" diye düşünmüştüm:)

Tabiki bebek ve anne yalnız kaldığında, iş başa düşüyor ve bir şekilde bu ikili anlaşmanın bir yolunu buluyor.

Aslında baba eve geldiğinde beraber yıkamak çok daha kolay oluyor.

Ama bir zaman sonra bebek 10 - 11 aylığa geldiğinde, kuvetinde birinin elleri arasında yıkanmak istemiyor.

O zaman büyük küvete geçiyorsunuz, biri ayakta tutuyor diğeri yıkıyor.

İşte; ayakta duran, meraklı hareketlerle aniden dönüşler yapan bebeğin tehlikeli anları....

24.07.2008

Bebeklerde Pişik


Havaların çok ısınmasıyla sadece bebeklerin değil, biz büyüklerin bile dengesi bozuluyor.
Kızımla sabah ve akşam üzeri olmak üzere iki kez dışarı çıkıyoruz. Sabah 10.00-11.00 arası çıktığımızda bile nem ve sıcaklık çok rahatsız ediyor.
Eve gelip de Ela'nın altını açtığımda az çiş yapmış olmasına rağmen, poposunu çok ıslak ve kızarmış buluyorum.


Ben, 16 aylık bebeğim pişik olmasın diye;

  • Her altını açtığımda (en az üç saatte bir) bezini değiştirirken mutlaka iyice kurulayıp pişik kremi sürüyorum.
  • Her kaka yaptığında mutlaka altını su ve bebe sabunuyla yıkıyorum. Poposunu tamamen kurulayıp pişik kremini sürüyorum.
  • Evde sık sık altını açıp lazımlığına oturtuyorum. Biraz rahatlamış ve hava almış oluyor.
  • Pişik kremini altına sürerken kol ve bacak ve gıdığındaki kıvrımlara da sürüyorum.
  • Sadece sıcaklarda değil, her zaman bebeğin alt temizliğine önem vermek gerekiyor. Ne kadar temiz olurlarsa o kadar mikrobik hastalıklara yakalanmıyorlar.
  • Islak mendillerin üzerinde yazanlara kanıp, kaka yaptığında sadece ıslak bezle temizlemek yeterli değildir. Onları sadece su olmayan yerlerde (yolculukta) kullanmak gerekir.
  • Çamaşırlarını bebe deterjanıyla yıkıyor, iki kez durulatıyorum.

Ben günde 4 kez kaka yapan kızımın poposunu her defasında su ve sabunla yıkayarak temizliyorum, size de tavsiye ediyorum.
Pişik olması, bebeğin canının yanması ve onu iyileştirmeye çalışmak daha zor olacaktır inanın.

14.07.2008

Eski Terlikleri Değerlendirelim


Ankara tatilimi dolu dolu geçirdim.
Kızımı uyuttuktan sonra annemle, elimizde işlerimizle Batıkent'teki evin bahçesinde otururduk. Atmak üzere olduğum terliklerime bakarken, daha önceden 10 marifet sitesinde okuduğum sevgili embir'in yazısı aklıma geldi.
Yapabilirliğini kontrol ettim ve oluyordu. İşte size yapılışı:

İstediğiniz koton bir iple ve tığla yapabilirsiniz.
Terliğin bant kısımlarını yaparken, zincir çeker gibi yapıp, bantı ipin ortasında bırakarak yapıyorsunuz.
Çiçeği ise bildiğiniz başka bir motif varsa onu da yapabilirsiniz hatta kumaştan yapıp dikebilirsiniz.
Ben çiçeği; 10 zincir çekerek başladım. Bu dairenin içine 6 zincirli 9 tane yaprak yaptım. Yani 6 zincir çekerek aynı dairenin içine battım.
Sonra bu yaprakların ikisini birbirine birleştiren, üzerlerine 6 zincirli yapraklar yaptım.
Bu yaprakların içini de 1'li 2'li 3'lü trabzanlarla doldurdum. Yaprak formu vermek için 1'li 2'li 3'lü yaptım. Çiçeğim bittikten sonra iğneyle terliğe sıkıca diktim.
Üzerini de pullarla işledim.
Benim 3 4 saatimi aldı, şimdi parka giderken kullandığım çok güzel terliklerim oldu, tavsiye ederim...

28.06.2008

Kenelerden Nasıl Korunmalıyız?

Geçen yıl da bu yıl gibi; keneden yüzlerce yetişkin ve çocuk hayatını kaybetti. Hala neden devlet bünyesinde önlem alınmıyor bilmiyorum.

Ben artık kızımı parka götürürken çok daha dikkatli davranıyorum.

Keneyle ilgili çok güzel bir yazı buldum, sizinle de paylaşmak istedim.

Herkes hem kendine hem çocuklarına dikkat etmeli. Çünkü kenenin bıraktığı sıvı öldürücü. Yazının tamamını okumanızı tavsiye ederim. Dr Murat Fırat'a bu bilgiler için teşekkürler...

KeneKENE:

Keneler kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler.

KENE VÜCUTTAN NASIL KAN EMER?:

Keneler kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.

Kenelerin kan emişi uzun bir süreçtir. Sinekler gibi hemen sokup kısa sürede kan emişini bırakmazlar. Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz.

KENEYİ VÜCUTTAN NASIL ÇIKARTABİLİRİZ?:

Bu hortum, geri çıkışı engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca, zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.

HASTALIK OLUŞMASI VE BULGULARI:

Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir. Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.
İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.
Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.

TEDAVİ:

Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.

Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir.

KENEDEN NASIL KORUNURUZ?:

Hastalık, kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla veya kene sokması sonucu virüsü alıp hasta olmuş hayvanların kan ve salgıları ile bulaşabilmektedir. Bu nedenle:
Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.

Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı, paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.

Yeşil alanlara giderken böcek kaçırıcı sıvı ve jeller cilde sürülebilir veya giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa sağlık
sakıncaları olduğu dikkate alınmalıdır. Hayvan besliyorsanız hayvanlarınızı dolaştırırken onlara da bu sıvılardan sürebilirsiniz.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde keneyi çıkartmak için fazla zorlamamalı, halk arasında yaygın olduğu şekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin üzerine kolonya, alkol veya diğer kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Bu maddeler kenenin daha erken aşamada kusmasına ve enfekte sıvıyı vücudumuza salgılamasına neden olabilir.

Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde eldiven takarak ve bir cımbız ile kene vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola sallanarak bir vida gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.
Hasta kişiler ile temasta vücut sıvıları aracılığıyla bulaşma olabileceği unutulmamalıdır.

Artık piknik yapmak da riskli hale geldi.
Kenelerle karşılaşmamanız dileğiyle,

Dr. Murat Fırat

Halk Sağlığı Uzmanı

26.06.2008

Bebek Bakımı'nın 1. Yaş Günü



Bu gün 26 Haziran 2008

Geçen yıl bu gün, kızım 3 aylıktı ve ben; yeni edindiğim tecrübelerimi diğer yeni annelerle ve anne adaylarıyla paylaşmak için kolları sıvadım.

Düşündüm ki tecrübesi olmayan anneler ve babalar, burda yazdıklarımı okuyarak fikir edinirler.

Eşimin de yardımıyla Bebek Bakımı'nı hazırladım.

O gün bu gün bütün tecrübelerimi yazdım, yazmaya devam ediyorum.

Okuyucularımız da tecrübelerini bizimle paylaştı, bir yılda büyüdük, kocaman olduk...

www.anneleringunlugu.com'u yarattık...

Sizin sayenizde...

Tüm okuyucularımıza TEŞEKKÜRLER...

20.06.2008

Bebeklerle Alışverişe Çıkmak

Eğer bebeğinize kendiniz bakıyor ve bir yardımcınız yoksa, ev hanımlığının ne kadar zor olduğunu bilirsiniz.
Ben çalışan bir anne olup, işimden vazgeçip evde bebeğime kendim bakmaya karar verdiğimde; "acaba sıkılırsam ne yaparım" diye düşünmüştüm.
Çok kısa bir zamanda bebekli bir annenin evinde hiç bir zaman sıkılmaya vakit bulamadığını ve hatta çalışmaktan daha da yorucu olduğunu öğrendim:)
E tabi bebek de anneyle her saniyesini geçirmenin verdiği güven ve mutlulukla; bu durumunu her zaman kendi insiyatifine kullanıyor.
Her şeyi anne yapsın, yürümekten yorulunca baba değil anne kucağında taşısın, anne uyutsun....

Alış verişe beraber çıkacaksanız, en az iki saat öncesinden hazırlık yapıyorsunuz:
Bebeğin suyu, ara öğünü, bebek çantasının içindekiler kontrol edilir, şapka, yedek giysi v.s...
Bir bakarsınız ki bebeğin herşeyini eksiksiz almışsınız ama kendi cep telefonunuzu evde unutmuşsunuz:)
Bebek arabasıyla mağazaya ya da markete girilir, e tabi Elacık arabada oturmaktan sıkılmıştır, inmek ister. İşte o zaman alışverişe bebekle yanlız gelmenin hiç de iyi bir fikir olmadığını anlarım. Ela her yere koşturup her şeyi ellemek, rafları aşağı indirmek ister (tıpkı evdeki gibi).
Zaten çocuklar kendi dünyalarında hep oyun oynarlarmış, biz kızdığımızda veya "hayır" dediğimizde de "ne olduki şimdi, oyun oynuyoruz şurda" derlermiş :)
Mağaza yetkililerine mahçup olursunuz, bazıları "aaaa yapsın hiç sorun değil" der, bazıları kibarca " bebeğiniz düşebilir kem küm.." der.

Ben, çoğu zaman Ela'yla alış verişe çıkmak zorunda kalıyorum.

  • Önce mağazaya gitdiğimde eline evden getirdiğim, unuttuğu bir oyuncağını tutuşturuyorum. Bu onu 10 15 dakika oyalıyor.
  • Arabasından inmek isteyene kadar indirmiyorum.
  • İndirdiğimde de bebek arabasını yanımda taşıdığım kilidiyle uygun bir yere kilitliyorum.
Böylece bir de arabayla uğraşmak zorunda kalmıyorum.
  • Bebek çantası ben ve Ela, koşa koşa alış veriş yapıyoruz.
  • Eğer "onu alamayız" ya da "elindekini ablaya ver çıkalım" dediğimde beni dinlemiyor ve yaramazlığa devam ediyorsa; "haydi o zaman eve gidelim, sen beni dinlemiyorsun" diyorum.
Bunu çok kararlı bir ses tonuyla söylemeyi bir psikoloğun yazısında okumuştum.
  • Yine devam ediyorsa gerçekten kucağıma alıp kararlı davranıp, arabasına oturtuyor ve eve götürüyorum.
Bu yöntem tabiki zor oluyor, alış veriş yapamamış ya da işinizi halledememiş oluyorsunuz ama; çocuğunuzun ilerdeki yaşamı için çok iyi bir davranış sergilemiş oluyorsunuz.
(Bir daha dışarı çıktığımızda aniden eve geri dönmek istemediği için daha fazla söz dinliyor.)

Diğer bir tutum da; çocuğun her istediğini almak, eline "sussun" diye bir sürü oyuncak tutuşturmak ve keyifli keyifli alış veriş yapmak....
Ama bu çocuklar büyüdüklerinde; şımarık, her istediği anında yapılan, hedefleri olmayan, iş ve özel hayatlarında, ilişkilerinde başarılı olamayan bireyler haline dönüyorlar...

Bence 2. tutum çocuğu değil kendini düşünmek oluyor.

Ebeveynler olarak, karar verip bir çocuk dünyaya getirdiysek; bazı fedarkarlıkları da gönülden yapabiliyor olmamız gerek.

4.06.2008

Tuvalet Eğitimi

Ben kızımı 13 aylıkken tanıştırdım lazımlıkla.
5 YTL'ye aldığım bu lazımlıkla hayatımız nasıl değişti?
Bu tecrübeyi sizlerle paylaşmak bana mutluluk veriyor. Biliyorum ki çoğu ebeveyn çocuğuyla bu konuda çok sorunlar yaşıyor.

Ela 12. ayındayken doktoru artık klozet adaptörü alabilirsiniz dedi. Ertesi gün hemen alıp Ela'yı oturttuk. Çok korktu. Diğer günler de denedik ama hep inmek istedi.
Hiç zorlamadım çünkü 13. ayında anne sütünden kesmek zorundaydım. İkisini aynı anda yaptırmayacağımı çok iyi biliyordum.
14. ayının başındayken lazımlık almaya karar verdim. Profilo Alış veriş Merkezi'ndeki Elit Oyuncak'dan Pilsan marka lazımlık aldım. Çok aradım, çünkü tuvalet eğitimi genelde 18. ayda başladığı için oturak yerleri çok büyük oluyor ve Ela'nın poposu içine gömülüyordu. Böylesine kibarını zor buldum.

Kızımın en sevdiği şey civciv vardı üzerinde. Ela'nın altını açıp üzerine oturttum ve "bu Ela'nın tuvaleti, civciv de çiş yapıyor" gibi cümlelerle kalkmamasını sağladım.
Önüne de bir dergi koydum, çocuklar lazımlık benzeri birşeyin üzerine oturmuşlar, onlara bir hikaye uydurup onu anlatmaya başladım.
Hoşuna gitti, dinledi, derginin diğer sayfalarına baktık, 5 dakikayi geçmişti ki kalktı. Bir de ne göreyim. Kızım lazımlığa çiş yapmış......
Yaklaşık 1 aydır; hergün sabah uykusundan ve öğlen uykusundan kalktığında oturtuyorum. Mutlaka çişini bezine yapmamış oluyor ve lazımlığa yapıyor.

Büyük çişi yani kakası için hiç zorlamıyorum.
Çünkü bebekler daha yeni yeni 1, 1.5 yaşlarında bağırsaklarını kontrol edebiliyorlar ve bu durumu anlayabiliyorlarmış. Kaldı ki Ela'nın kaka zamanı bu aylarda hiç belli olmuyor.

Ben tuvalet eğitimiyle ilgili bir kitap okudum. Ve şu ana kadar yaptıklarımın doğru olduğunu öğrendim. Bu kitapta özetle şunlar yazıyordu:
Tuvalet eğitiminde 1. koşul asla zorlamamak.
Eğer kaka zamanı belli olmayan bir çocuğu lazımlıkta oturtmak için zorlarsak, hiç yapmaz; hatta lazımlığı görünce kaçarmış.
Zaten 2 yaşından sonraki çocuklar; kakası ya da çişinin geldiğini belli eder söz ya da hareket yaparmış.
Eskiden 7 aylık bebekleri lazımlığa oturtup kakalarını yapmaları sağlanırmış. Bebek daha ne yaptığını anlayamaz bir ayda olduğu için bu tutum çok yanlışmış.

Kitabı size de önererim. "Çocuk Bakımı ve Eğitimi. Yazar Dr. Benjamin Spock"