Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.01.2010

Soğuk Algınlığı mı? Domuz Gribi mi?


Siz de benim gibi çocuğunuz hapşurduğunda, ateşlendiğinde; acaba domuz gribi mi yoksa hafif birşey mi? diye ikilemde mi kalıyorsunuz!
Geçen gün kızımın kreşinden çantasına konulan bir bilgi kitapçığında, çok aydınlatıcı bilgiler okudum.
Bunları sizinle de paylaşmak istedim.
Aşağıdaki listeyi iyice incelediğinizde bütün belirtilerin hangi hastalıklara ait olduğunu bileceksiniz.
Mikado Anaokulu'na teşekkürler...



5.11.2009

Çocuklarımızı Grip Virüsünden Nasıl Koruruz?


Geçen gün kızımın kreşinin sahibiyle de bu konuyu konuştuk.

Umarım diğer kreşler de temizliğe önem veriyorlardır.

Bakın çocuklarımız için neler yapabilirmişiz:


• Okulda, çocukların birlikte oynadığı oyunlar yerine daha az temas kuracakları oyunlara yönlendirilmeleri gerekir.

• Okuldaki arkadaşlarıyla, zorunlu olmayan yakın temastan (sarılma, öpüşme, beraber oynanan oyunlar vs…) kaçınmaları gerekir. Unutmamalı ki grip, hastalıklı birine bir metreden daha yakın olduğunda insandan insana bulaşır. Öğretmenlerin çocukları bu konuda uyarmaları gerekmektedir.

• Ellerini sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.

2.5 Yaş Çocuk İnadı


Geçen kış, yani kızım 22 aylıkken gece ağlama nöbetleri başlamıştı ve yaklaşık iki ay boyunca sürmüştü. Bu durumu nasıl yaşadığımızı ve çözümlerimizi sizinle paylaşmıştım.
Şimdi tam da herşey yoluna girecekken "2.5 yaş inadı" çıktı.
Bizim zamanımızda var mıydı bunlar?
Üst kattaki çocuk niye böyle yapmıyor? gibi sorular kafamızdan geçmiyor değil.
Eşim de ben de çocuğumuza kaliteli zaman ayıran, onun mantıklı isteklerini yerine getiren, ona yalan söylemeyen ve sevgimizi gösterebilen ebeveynleriz.
Ama bunlar çocuğun "hayır" demesini, anlamsız isteklerini ve inatlarını engellemiyor.
Hatta bazı kaynaklara göre bu kadar ilgi bile çocuğun inadını tetikleyebiliyor.
Ben bu durumda ne derim biliyor musunuz!
Bu çocuk büyütme işi çok karmaşık bir iş !?%..^,3#!??
Bu günlerde kızım, eskiden yapmaktan zevk aldığı şeyleri istemiyor, olmadık şeylere ağlıyor, onu giymem, bunu istemiyorum, sen git sen gel gibi elimizi kolumuzu bağlayan isteklerde bulunuyor.
Ne yapmalı ne etmeli?

Yazımın devamı için lüften tıklayınız...

23.07.2009

Çocuklar ve Havuz Enfeksiyonları

havuz enfeksiyonu
Geçen yıl yaz tatiline gittiğimizde kızım 16 aylıktı. Gittiğimiz yerde hem havuz hem de deniz vardı. Biz tabiki denizi tercih ediyorduk. Çocuk havuzunda kaydıraklar vardı, oradan babasıyla kayıyor havuza düşecekleri sırada kucağımıza alıyorduk. Ela çok eğleniyordu.

Bu yıl tatilimizde 2.5 yaşında olacağından, kaydıraktan öyle komik bir şekilde kaymak isteyeceğini sanmıyorum.

O da diğer çocuklar gibi kaymak hatta havuzda çok kalmak isteyecek.

Ama havuzdan alabileceği enfeksiyonlardan o kadar korkuyorum ki!

Hiç yere çocuğa antibiyotik verilecek ve tatil keyfi yarıda kalacak.

Bu sebepten değişik kum oyuncaklarıyla denize teşfik etmeye çalışacağız.
Ama havuza girmek istediğinde ise nelere dikkat etmek gerektiğini araştırdım.

Bakın havuza girerken nelere dikkat etmek gerekiyor:


Criptosporidyum, Giardia, E. Coli ve Şigella gibi dışkı yolu ile bulaşabilecek ateşli ishallere yol açan mikroplar havuz suyunu kaza ile yutma sonucu hastalıklara yol açabilirler.

Klorlama sonucu mikroorganizmaların büyük bir kısmı yok edilebilmekle birlikte, bazı mikroorganizmalar klora dirençlidir.

Ayrıca klorun mikroorganizmaları yok edebilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Tüm bu nedenlerle kendinizi ve çocuklarınızı havuzdan bulaşabilecek hastalıklardan korumak için bazı önemli tedbirleri titizlikle uygulamanız ve başkalarının da uyguladığına dikkat etmeniz gereklidir.
• Çocuğunuzun veya kendinizin ishal durumu söz konusuysa havuza girmeyin.
• Havuzda su yutmamaya veya ağzınıza su almamaya dikkat edin.
• Yüzmeden önce duş alın ve tuvalete gittikten sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.
• Çocuklarınızı belli aralıklarla tuvalete götürün.
• Çocuğunuzun altını tuvalette değil havuz başında değiştirin.
• Çocuğunuzun altını sabunlu su ile yıkayın.

• International Hospital kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Erhun Şerbetçi de yazın çok görülen, havuzdan ve denizden kaynaklanan dış kulak enfeksiyonlarına dikkat çekerek şu bilgileri veriyor:"Öncelikle kulaklarına tüp takılan çocukların kesinlikle havuza girmemeleri gerekiyor. Ya da başlarını sokmamaları lazım.

Bakımı yapılmayan havuzlarda dış kulak yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkma riski yüksektir. Enfeksiyona bağlı olarak bazen çok şiddetli olmak kaydıyla kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma ve duyma sıkıntısı görülür. Bazen hasta bu belirtiler ve ağrıda şiddetlenme nedeniyle çiğneme bile yapamayabilir. Bu durum mutlaka kulak burun boğaz uzmanına başvurmayı ve ilaç tedavisini gerektirir.

Havuz veya denize girerken vazelinli veya gliserinle yağlanmış pamuk tıkaçlar çoğu kez en etkili yöntemlerdir. Havuz suyundaki klor, özellikle alerjik çocuk ve erişkinlerde burun tıkanıklığı ve sinüs alerjisi belirtilerinin artmasına yol açabilir. En temiz havuzlarda bile dış kulak enfeksiyonunun görülme riski var. Deniz suyunda ise bu risk, yok denecek kadar az. Tercihi denizden yana kullanmakta, ayrıca sinüzit ve nezle iken havuz ve denize girilmemesinde fayda var."


Havuza girerken ve havuzdan çıkarken alınacak önlemler:


  • Havuza girerken kesinlikle duş alınmalı ve belli antiseptik solüsyonlarla (enfeksiyon önleyici sıvılar) ayaklar yıkanarak, ayaktaki cilt ve mantar enfeksiyonlarının bulaşmasına karşı önlemler alınmalıdır. Ayaklardaki ve ciltteki mantar enfeksiyonları, cinsel organa temas eden su ile birlikte bu bölgede de mantar oluşumuna sebep olabilir. Özellikle çocuklar erişkin havuzlarını kullanıyorlarsa, havuz kullanımı ile ilgili kurallardan haberdar edilmeli ve kontrol edilmelidir.

  • Havuz suyu yutulmamalıdır.

  • Kulak enfeksiyonlarına karşı, kulak tıkaçları kullanılmalıdır.

  • Göz enfeksiyonlarına karşı, gözlük ve maskeler kullanılmalıdır.

  • Ciltte sıyrık ve kesik alanları varsa, mümkünse denize veya havuza girilmemeli; değilse, yüzme sonrasında temiz su ve sabunla cildi birkaç kez yıkamalıdır. Havuzda veya kenarında yiyecek yenmemeli ve sigara içilmemelidir.

  • Hijyen şartları yerinde olmayan havuzlar ve lağımlar ile kirletilen denizler sağlık için büyük bir tehdit oluşturuyor. Özellikle virüslü dışkı ile kirlenmiş enfekte sular yoluyla bulaşan Hepatit A virüsü, yazın riskli bir ortam oluşturuyor. Hepatit A virüsünün yayılımında en önemli rolü oynayan çocuklar, aynı zamanda hastalığa yakalanma konusunda en fazla risk altında olan grup.

  • Küçük çocuklar tuvalet temizliğine yeterince dikkat edemiyorlar. Ayrıca çevrelerinde ellerine geçirdiği her şeyi ağızlarına götürebiliyorlar. Bu sebeple küçük çocuklar Hepatit A enfeksiyonuna daha kolay maruz kalıyor ve hastalığın büyük çocuklara ve yetişkinlere bulaşması açısından tehlike oluşturuyorlar.


Sadece çocukların değil yetişkinlerin de havuza girerken çok dikkat etmeleri gerekiyor.

Tüm detaylar için bu siteye bakabilirsiniz.

8.06.2009

Doğa, Güneş, Bebek


Yaklaşık 10 gündür Ela'yla birlikte Ankara'dayım.

Yenimahalle'ye bağlı Batıkent'te oturuyor annemler. Burada yaşayan Ankara'lılar çok şanslı. Her 100 metrede bir çocuk parkı var. Evin önünde ve arkasında da bahçe var. Hatta çok yakında yeni yeşillendirilmiş ağaçlı kocaman bir park da var.

Sabah uyanıp kahvaltısını yaptıktan sonra çıkıyoruz dışarı, sadece yemek ve uyku molası için eve giriyoruz.

"Alerji Testi"ni Bebeklere Kendiniz Yapabilirsiniz.


Ben yıllar önce yaptırmıştım alerji testini(1992'de). Kollarıma çizikler atıp, onların üzerine de alerji yapabilecek gıdaların sıvılarından damlatmışlardı. Benim "donuk ürünlere" alerjimin olduğu ortaya çıkmıştı. O zamanki test bayağı ilkeldi. Şimdi büyükler için yapılan test, önce damlayı koluna dokunduruyor sonra bir iğne ucuyla çentik atıyor koluna.

Peki bebek ve çocukların alerji durumlarında nasıl bir test uygulanıyor?

Kızımın yanağında iki aydır minik minik noktalar çıkıyor. Ela gece onları kaşıyor ve sabah büyükçe bir yarası oluyordu. Doktorunun önerdiği 4 kremden yapılan bir kremi sürüyorum ama gece yine kaşıyıp koparınca tekrar başa dönüyoz.

Dün 24 aylık muayenesi için doktora gittik. Sadece yüzünde çıktığı için yediği bir şeyin dokunduğunu söyledi. Bu çikolata, susam, portakal, havuç, kereviz, yumurta... olabilir dedi.

Yani aslında bir günde bunların ikisini çok yerse olurmuş.

29.01.2009

Büyük Bebeklerde Uyku Alışkanlıkları


Yaklaşık 6. aydan sonra yatağa gidiş hep aynı saatte ve düzen içinde olursa bebeğinizin uyuması kolaylaşacaktır; bebekler alışık oldukları seşleri yapmaktan hoşlanırlar. Bu aydan sonra, her yerde kolayca uyumayabilir, uyku düzeni tatil, yolculuk gibi alışkın olmadığı ortamlarda kolayca bozulabilir.

Onunla her gece, yatmadan önce "uyku çncesi söyleşi" yapmalı, evden uzakta olsanız bile bunu her gün sürdürmelisiniz. Yatma zamanı eğlenceli bir hale gelirse günün sevdiği bir parçası olur.

Yatma zamanı:

Bebeğinizin yatma zamanını saptamak size ve eşinize kalmıştır. Bunu her gün uygulayabileceğiniz ve yeterli zamanı ayırabileceğiniz biçimde düzenlemelisiniz. Hem sizin hem de eşinizin evde olacağı kadar geç, ama başka konulara zaman bırakacak da erken olmalı. Akşam 6 ile 8 arası uygun saatlerdir.

Uyku Alışkanlıkları:

Hava Kirliliği


Bu sabah kızımın odasını havalandırmak için pencereyi açmamla kapatmam bir oldu.

Çok şiddetli bir kömür kokusu....

Biz Şişli'de oturuyoruz. Bu kömür kokusu da ne?

Böyle merkezi bir ilçede kim soba yakabilir ki! Ve bu kadar çok...

Tabiki çok düşünmeye gerek yok.

Yerel seçimler yaklaştığı için, bedava kömür dağıtılıyor.

Bebeklerde Gece Ağlama Nöbetleri (Krizleri)


Kızım 22 aylık oldu. Ağlama nöbetlerinde bugün 4. günümüz.

--İlk gece saat 01 gibi uyandı, gözü kapalı durmadan ağlıyor, kucağımda gezdirirsem susuyordu. Yatırdığımda yine uyanıp ağlamaya başlıyordu. Bir türlü geçmeyen soğuk algınlığı hastalığının devamı sanıp, kulağını da tuttuğu için ağrı kesici verdik.

--İkinci gece yine 01 civarında ağlayarak uyandı. Bu ağlaması daha değişikti. Çığlık atarak ve kucağımdan kendini atarak ağlıyordu. Yere bıraktım, kendi haline ne yapacak bakalım diye. Kendini ordan oraya savurup çılgınca ağladı.

Bebeğimi bu şekilde görmek hem benim hem babası için çok zordu.

Çocuk Öksürüğü İçin Şifalı Bitki Çayı


Yazılarımızı takip edenler kızımın bir ayı geçen bir süredir öksürdüğünü bilir. Öksürük şurubunu değiştirsem de geçmeyen bir balgamlı öksürük hala devam ediyor.

Yaklaşık 15 gündür günde bir kere olmak kaydıyla şifalı bitkilerden çay yapıyorum. Akşam yatana yakın yapıyorum ki yattığında öksürük krizi başlamasın.

Öksürüğü için etkili olduğunu söylemeliyim.

Yatırdıktan bir saat sonra öksürerek uyanıyor, bu duruma sinirlenip uykusunu kaçırıyordu. Ama yatmadam önce verdiğim şifalı çayıyla öksürmeden uyuyabiliyor.

Bu tarz bitkilerin bilinerek, emin olunarak hazırlanması ve çocuğa içirilmesi gerekiyor. Çoğu da zararlı olabiliyor.

Çocuk Öksürüğü İçin "Kara Turp"


Kızımın bitmek bilmeyen öksürüğü için doğadan yardım almaya karar verdim.

Önce şifalı bitkilerden çay, sonrada bir arkadaşımın tarif ettiği kara turp efsanesi...

22 aylık kızımın hastalığı geçti mi diye beni arıyan; "aa biliyor musun kara turpla birşey yapıyorlar" diye bu tarifi ya da buna yakın tarifleri verdiler. Demekki kara turp efsanesi dilden dile herkesin bildiği bir öksürük kesme metodu olmuş.

Ben de denedim. Faydasını gördüm. Şimdi ben de tecrübeli olduğuma göre diğer annelere önerebilirim. Sadece çocuğunuz için değil kendiniz de içebilirsiniz.

Öksürük İçin Kara Turp Efsanesi'nin Yapılışı:

Anneler İçin Dudak Bakımı


Ben de dudakları yaz kış çatlayan ve çok da iyi bakamayan bayanlardanım. Hele de yoğun birisi iseniz...

Ama kendimize günde hiç olmazsa yarım saat ayırlamıyız. Ben bunu kızım uyurken yapabiliyorum.

Geçen gün tv8'de Ebruli programında bu tarifi gördüm. Çok basitti ve ben zaten aktara gidip birşeyler alacaktım.

Dudak Balmı'nın Yapılışı:

21.11.2008

Yenidoğanın Banyosu


Yine bir doktor kontrolü için gittiğimiz Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi'nin yararlı broşürlerinden birini aktarmak istiyorum sizlere. Yeni anneler için çok faydalı bilgiler içeriyor.

Aşağıda sıralanan banyo tekniği, bebeğinizin göbeği düşene kadar yani ilk 1 hafta-10 gün içinde uygulayacağınız tekniktir:


  • Bebeğinizin göbeği düşene kadar ve sonraki 2-3 gün bebeğinizi akan suyun altında yıkamanız önemlidir. Böylece su akıp gideceği için, göbeğin kirli sudan ile teması ve enfeksiyon riski önlenmiş olur.

  • Hava şartları ve evinizin sıcaklığı uygun ise bebeğinizi her gün banyo yaptırmanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü banyo, bebeğinizin rahatlamasını ve gelişimi açısından önemlidir. Ancak şartlar uygun değilde banyoyu gün aşırı yaptırmak da yeterli olur.

  • Banyo yaptıracağınız ortamın ve kullanacağınız malzemelerin temiz ve yanlızca bebeğinize ait olmasına özen gösterin.

  • İlk banyolar için kaynatılmış ılıtılmış su kullanmanız enfeksiyonu önlemek açısından önemlidir.

  • Bebeğinizin banyosunu yaptıracağınız ortamın ısısını 24 derece-25 dereceye kadar yükseltebilirsiniz. Ancak banyo sonrası bebeğinizin bulunacağı ortamın ısısının 20-22 derece olması yeterlidir. Banyo bittikten ve bebeğinizi giydirdikten sonra ortamın ısısını normale düşürebilirsiniz.

  • Bebeğinizin banyosunu emzirmeden önce, karnı açken yaptırınız. Karnın tok olması tutuş pozisyonuna bağlı olarak kusmaya neden olabilir.

  • Banyo için genelde akşam saatlerini tercih ediniz. Böylece bebeğinizin geceyi daha sakin ve uyuyarak geçirmesini sağlamanın yanı sıra sizde dinlenme fırsatı bulmuş olursunuz. Ayrıca gece tutan gaz sancılarını gidermek ve bebeğinizi rahatlatmak içinde banyo çok yararlı olacaktır.

  • Bebeğinizin banyo suyunun ısısı, vücut ısısı ile aynı yanı 36.5-37 derece olmalıdır. Bebeklerin cildi hassas ve çok ince olduğu için, daha yüksek sıcaklıklar yanıklara sebep olabilir. Bu nedenle suyun sıcaklığından emin olmak için su termometresi kulaanmanız daha güvenli olur.

  • Bebeğinizi sol elinizin üzerine yüzüstü pozisyonda yatırın. Baş parmağınız sol koltuk altında, işaret parmağınız boynun hemen altında, omuzlarını destekleyecek şekilde, orta, yüzük ve küçük parmağınız ise sağ kolu kavrayacak şekilde koltuk altında olmalıdır (kayıp düşmesini önlemek için). Bu pozisyonda özellikle başın aşağı doğru duruşu önemlidir. Böylece bebeğinizin başını yıkarken dökeceğiniz suyun kulaklarına, ağzına ya da burnuna kaçması önlenmiş olur.

  • Uygun pozisyon sağlandıktan sonra, seri ancak telaşsız hareketlerle bebeğinizin vücudunu ıslatın ve bebekler için uygun olan herhangi bir bebek şampuanını vücuduna az miktarda dökerek köpürtün, serbest olan elinizle sırtını, kollarını, bacak ve ayaklarını, karnını, göğsünü, bebeğinizi kavradığınız elinizi çekmeden yavaşça ovarak cildini durulayın. Bu işlemi bir kez yapmanız yeterlidir.

  • Daha sonra başının tam üstünden su dökün ve başını şampuanlayarak köpürtün. Parmak uçlarınızla hafifçe ovarak yıkayın ve daha sonra yine başının üstünden bolca su dökerek iyice durulayın.

  • Bebeğinizin cildi kuruysa son durulama suyuna önce bir kabın içine göz kararı ile bebek yağını koyup sulandırarak tüm vücuduna dökün ve sadece su dökerek fazla yağı cildinden akıtın.

  • Banyo bittikten sonra bebeğinizi önceden ısıttığınız havlunun üzerine yan yatırın ve havlu ile sarın.

  • Öncelikle bebeğinizin başından başlayarak (çünkü bebekler en çok başlarından ısı kaybederler), tüm vücudunu çok sert olmayan hareketlerle yukarından aşağıya doğru ve özellikle deri kıvrımlarının ve eklem yerlerinin nemli kalmamasını sağlayacak şekilde seri olarak kurulayın.

  • Daha sonra bebeğinizi hava şartlarına ve evnizin ısısına uygun olarak, çok kalın olmamak kaydıyla giydirin. Banyo sonrası başına yumuşak penye bir paşlık takmanız yararlı olur.

  • Göbek düştükten sonra 2-3 gün sonra ise bebeğinizi bir küvet içine ya da file üzerine yatırarak banyo yaptırabilirsiniz.

2.08.2008

Kene Sökücü


Daha önceki kenelerle ilgili yazımda, kenelerden nasıl korunmamız gerektiğini uzman kalemlerden size aktarmaya çalışmıştım.

Ben de herkes gibi kızımı dışarı çıkarırken çok tedirgin olduğumdan bahsetmiş, neden bir önlem alınmıyor demiştim.

Ama bu hastalık saçan hayvanla başetmenin yolunu birileri bulmuş.

İsmi de çok güzel "kene sökücü".

Umarım kimseyi sokmasın ama; anladığım kadarıyla sokarsa da artık kesin müdahaleyle çıkartılabiliyor, çıkartırken de ne doktora ne hemşireye bulaşıcı virüs geçmiyor. Vücuda yapışan keneyi dondurarak imha ediyor.

Teşekkürler TIKNER

Bu arada sitede kendileriyle ilgili bilgiler yanında kenelerle ilgili bilgi de var.
İncelemenizi tavsiye ederim.

Bebeği Güvenli Yıkamak

Kulak TıkacıKulak Tıkacı

Genelde yeni anneler; bebekleri minikken; "yıkarken nasıl tutacağım" endişesiyle panik yaşarlar. Bende de olmuştu. Hele kızımın ilk yıkanmasını izlerken "en az 4 kişi olmalı" diye düşünmüştüm:)

Tabiki bebek ve anne yalnız kaldığında, iş başa düşüyor ve bir şekilde bu ikili anlaşmanın bir yolunu buluyor.

Aslında baba eve geldiğinde beraber yıkamak çok daha kolay oluyor.

Ama bir zaman sonra bebek 10 - 11 aylığa geldiğinde, kuvetinde birinin elleri arasında yıkanmak istemiyor.

O zaman büyük küvete geçiyorsunuz, biri ayakta tutuyor diğeri yıkıyor.

İşte; ayakta duran, meraklı hareketlerle aniden dönüşler yapan bebeğin tehlikeli anları....

24.07.2008

Bebeklerde Pişik


Havaların çok ısınmasıyla sadece bebeklerin değil, biz büyüklerin bile dengesi bozuluyor.
Kızımla sabah ve akşam üzeri olmak üzere iki kez dışarı çıkıyoruz. Sabah 10.00-11.00 arası çıktığımızda bile nem ve sıcaklık çok rahatsız ediyor.
Eve gelip de Ela'nın altını açtığımda az çiş yapmış olmasına rağmen, poposunu çok ıslak ve kızarmış buluyorum.


Ben, 16 aylık bebeğim pişik olmasın diye;

  • Her altını açtığımda (en az üç saatte bir) bezini değiştirirken mutlaka iyice kurulayıp pişik kremi sürüyorum.
  • Her kaka yaptığında mutlaka altını su ve bebe sabunuyla yıkıyorum. Poposunu tamamen kurulayıp pişik kremini sürüyorum.
  • Evde sık sık altını açıp lazımlığına oturtuyorum. Biraz rahatlamış ve hava almış oluyor.
  • Pişik kremini altına sürerken kol ve bacak ve gıdığındaki kıvrımlara da sürüyorum.
  • Sadece sıcaklarda değil, her zaman bebeğin alt temizliğine önem vermek gerekiyor. Ne kadar temiz olurlarsa o kadar mikrobik hastalıklara yakalanmıyorlar.
  • Islak mendillerin üzerinde yazanlara kanıp, kaka yaptığında sadece ıslak bezle temizlemek yeterli değildir. Onları sadece su olmayan yerlerde (yolculukta) kullanmak gerekir.
  • Çamaşırlarını bebe deterjanıyla yıkıyor, iki kez durulatıyorum.

Ben günde 4 kez kaka yapan kızımın poposunu her defasında su ve sabunla yıkayarak temizliyorum, size de tavsiye ediyorum.
Pişik olması, bebeğin canının yanması ve onu iyileştirmeye çalışmak daha zor olacaktır inanın.

28.06.2008

Kenelerden Nasıl Korunmalıyız?

Geçen yıl da bu yıl gibi; keneden yüzlerce yetişkin ve çocuk hayatını kaybetti. Hala neden devlet bünyesinde önlem alınmıyor bilmiyorum.

Ben artık kızımı parka götürürken çok daha dikkatli davranıyorum.

Keneyle ilgili çok güzel bir yazı buldum, sizinle de paylaşmak istedim.

Herkes hem kendine hem çocuklarına dikkat etmeli. Çünkü kenenin bıraktığı sıvı öldürücü. Yazının tamamını okumanızı tavsiye ederim. Dr Murat Fırat'a bu bilgiler için teşekkürler...

KeneKENE:

Keneler kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler.

KENE VÜCUTTAN NASIL KAN EMER?:

Keneler kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.

Kenelerin kan emişi uzun bir süreçtir. Sinekler gibi hemen sokup kısa sürede kan emişini bırakmazlar. Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz.

KENEYİ VÜCUTTAN NASIL ÇIKARTABİLİRİZ?:

Bu hortum, geri çıkışı engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca, zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.

HASTALIK OLUŞMASI VE BULGULARI:

Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir. Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.
İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.
Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.

TEDAVİ:

Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.

Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir.

KENEDEN NASIL KORUNURUZ?:

Hastalık, kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla veya kene sokması sonucu virüsü alıp hasta olmuş hayvanların kan ve salgıları ile bulaşabilmektedir. Bu nedenle:
Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.

Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı, paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.

Yeşil alanlara giderken böcek kaçırıcı sıvı ve jeller cilde sürülebilir veya giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa sağlık
sakıncaları olduğu dikkate alınmalıdır. Hayvan besliyorsanız hayvanlarınızı dolaştırırken onlara da bu sıvılardan sürebilirsiniz.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde keneyi çıkartmak için fazla zorlamamalı, halk arasında yaygın olduğu şekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin üzerine kolonya, alkol veya diğer kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Bu maddeler kenenin daha erken aşamada kusmasına ve enfekte sıvıyı vücudumuza salgılamasına neden olabilir.

Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde eldiven takarak ve bir cımbız ile kene vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola sallanarak bir vida gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.
Hasta kişiler ile temasta vücut sıvıları aracılığıyla bulaşma olabileceği unutulmamalıdır.

Artık piknik yapmak da riskli hale geldi.
Kenelerle karşılaşmamanız dileğiyle,

Dr. Murat Fırat

Halk Sağlığı Uzmanı

4.06.2008

Tuvalet Eğitimi

Ben kızımı 13 aylıkken tanıştırdım lazımlıkla.
5 YTL'ye aldığım bu lazımlıkla hayatımız nasıl değişti?
Bu tecrübeyi sizlerle paylaşmak bana mutluluk veriyor. Biliyorum ki çoğu ebeveyn çocuğuyla bu konuda çok sorunlar yaşıyor.

Ela 12. ayındayken doktoru artık klozet adaptörü alabilirsiniz dedi. Ertesi gün hemen alıp Ela'yı oturttuk. Çok korktu. Diğer günler de denedik ama hep inmek istedi.
Hiç zorlamadım çünkü 13. ayında anne sütünden kesmek zorundaydım. İkisini aynı anda yaptırmayacağımı çok iyi biliyordum.
14. ayının başındayken lazımlık almaya karar verdim. Profilo Alış veriş Merkezi'ndeki Elit Oyuncak'dan Pilsan marka lazımlık aldım. Çok aradım, çünkü tuvalet eğitimi genelde 18. ayda başladığı için oturak yerleri çok büyük oluyor ve Ela'nın poposu içine gömülüyordu. Böylesine kibarını zor buldum.

Kızımın en sevdiği şey civciv vardı üzerinde. Ela'nın altını açıp üzerine oturttum ve "bu Ela'nın tuvaleti, civciv de çiş yapıyor" gibi cümlelerle kalkmamasını sağladım.
Önüne de bir dergi koydum, çocuklar lazımlık benzeri birşeyin üzerine oturmuşlar, onlara bir hikaye uydurup onu anlatmaya başladım.
Hoşuna gitti, dinledi, derginin diğer sayfalarına baktık, 5 dakikayi geçmişti ki kalktı. Bir de ne göreyim. Kızım lazımlığa çiş yapmış......
Yaklaşık 1 aydır; hergün sabah uykusundan ve öğlen uykusundan kalktığında oturtuyorum. Mutlaka çişini bezine yapmamış oluyor ve lazımlığa yapıyor.

Büyük çişi yani kakası için hiç zorlamıyorum.
Çünkü bebekler daha yeni yeni 1, 1.5 yaşlarında bağırsaklarını kontrol edebiliyorlar ve bu durumu anlayabiliyorlarmış. Kaldı ki Ela'nın kaka zamanı bu aylarda hiç belli olmuyor.

Ben tuvalet eğitimiyle ilgili bir kitap okudum. Ve şu ana kadar yaptıklarımın doğru olduğunu öğrendim. Bu kitapta özetle şunlar yazıyordu:
Tuvalet eğitiminde 1. koşul asla zorlamamak.
Eğer kaka zamanı belli olmayan bir çocuğu lazımlıkta oturtmak için zorlarsak, hiç yapmaz; hatta lazımlığı görünce kaçarmış.
Zaten 2 yaşından sonraki çocuklar; kakası ya da çişinin geldiğini belli eder söz ya da hareket yaparmış.
Eskiden 7 aylık bebekleri lazımlığa oturtup kakalarını yapmaları sağlanırmış. Bebek daha ne yaptığını anlayamaz bir ayda olduğu için bu tutum çok yanlışmış.

Kitabı size de önererim. "Çocuk Bakımı ve Eğitimi. Yazar Dr. Benjamin Spock"

24.05.2008

Enerji Veren Yiyecekler


Bugün yaşadığımız bir tecrübeyi sizinle paylaşmak istedim. Diğer ebeveynler için de faydalı olur diye umuyorum.

Ela 14 aylık. Herşeyi yiyor ve hatta tatmak istiyor. Bunu 7. ayından sonra herşeyden azar azar tattırarak başardığımızı düşünüyorum.

Şimdi yeni bir şey yediğinde çok mutlu oluyor.

Bu gün de; ben dondurmalı kazandibi yerken ona da tattırdım. Tabiki çok sevdi. Minik minik vermeme rağmen, ben bitirene kadar o da tatlıma ortak oldu.

Veeeee güneşten bitkin düşmüş, uykusu gelmiş çocuk gitti, koşturan, kahkahalar atan, merdiven basamaklarını defalarca inip çıkan çocuk geldi.

Tatlının verdiği enerji o kadar net görülüyordu ki!

Ben yedirdiğimde saat sabah 11 civarlarıydı. O saatlerde yenen tatlı çok olmadığı sürece çocuğa enerji verir ve bu doğrudur.
Ama akşama doğru yedirilen tatlı, çikolata çocuğa yine enerji verir ve uyku düzeni alt üst olur, bu yanlıştır.

Kendinize yaptığınız kek, tatlı gibi yiyeceklerin şekerini biraz az atıp bebeğinize de yedirebilirsiniz.

Ben kızıma (yararlı) herşeyden tattırdım. Böylelikle yemek zevki tad alma zevki de oluştu. Yani çocuklarımıza doyurmak için değil, yemek zevki için de yedirmeliyiz. "Bir Yaşındaki Bebeğin Yemek Yemesi" yazımda da bahsetmiştim.

13.05.2008

Bir Yaşındaki Bebeğin Yemek Yemesi

Ela doğduğundan beri bir şeyler yemeyi çok sevdi.
2 aylıkken bizim kahvaltı masamızda oturup kaşık çatal seslerini dinledi.
4 aylıkken bizi yemek yerken izledi.
6 aylıkken kahvaltıda önce bizi izledi hemen sonra kendi kahvaltısını yedi.
8 aylıkken bizimle birlikte (kendi yiyecekleriyle) kahvaltı yaptı, akşam yemeği yedi.
9 aylıkken ekmek, kek, krep gibi yiyecekleri eline verip; kendi kendine yemesine başlattım.
Plastik tabağına keki onun lokmalası kadar bölüp önüne koyuyordum. Tek tek alıp ağzına atıyordu.
13 aylık olduğunda yani 1 yaşında;
Yaşına girdiğinde doktoru artık tüm yasakların kalktığını söyledi. Yani patlıcan, salam sosis, çikolata...hepsini yiyebillir.

  • Ben yine de onun için özel çorba yapmaya devam ediyorum. Ama dışardaysak ve yanıma çorbasını almamışsam, bezelye, patates...gibi yemekleri rahatlıkla yiyebiliyor.
  • Kendi kendine yedirmeye önce makarnayla başladım. Çok rahatlıkla çatala takıp yiyor.
  • Çorba kasesine koyduğum pilavı, kendi kendine kaşığıyla yiyor. Tabi kaşıktaki pilavın yarısı yere yarısı onun ağzına gidiyor. Ama olsun dökmemeyi, dengeli kaşık tutmayı böyle öğrenecek.
  • Muz, malta eriği, elma gibi meyveleri de yine lokması kadar doğrayıp önüne koyuyorum. Tek tek çatalını batırarak yiyor.
Önemli olan bebeğinizi yemek yerken sıkmamanız, zorlamamanız...
Yemek yemek ona zevk vermeli, aynı bizim gibi yani.
Devamı onun da becerisiyle kendinden gelecektir.




Bir okuruma da önerdim. Beaba'nın çok güzel renkli kaşık ve çatalı var. Ben kızıma onlarla yemek yedirmeye başlattım. Size de öneririm.
Beaba'nın plastik tabakları da var. Onlarda çok kullanışlı görünüyor. Bunların hepsini Joker mağazalında bulabilirsiniz.