17.06.2009

Bir Yanlışlık Var!

Sevgili Okurlar!
Benim diğer bloğum Annlerin Günlüğü'nde iki gündür çok büyük bir sorun var.
Siteye girmeye çalıştığınızda "Saldırgan Olarak Bildirilmiş Site" yazıyor.
Daha neler....
Bu bir ay kadar önce siteye virüs girmesi sebebiyle olmuş deniyor.
Ben de sitemde Google Reklamları yok ondan mı acaba? Diye düşünmeden edemiyorum.
Haber verdik Google abiye bekliyoruz, düzelecek inşallah.
"Neredesin, siteye ulaşamıyoruz" gibi maillere de çok teşekkür ediyorum.
En kısa zamanda görüşmek üzere.

08.06.2009

Fava Tarifi


Türk mutfağının vazgeçilmez mezelerinden FAVA.

Sizinle kayınvalidemin tarifini paylaşacağım.

Özellikle hamileyken, kayınvalideme yemeğe gittiğimizde "fava var mıdır acaba?" derdim.

Böylesine çok sevdiğim bu mezeyi kendim neden yapmayayım diye düşündüm. Tarifini aldığımda oldukça pratik bir tarif olduğunu gördüm.

Siz de yapmak isterseniz işte FAVA tarifi:

Malzemeler:

1 paket iç bakla (kuru bakla) 750 gr.

Ben paketin yarısını kullandım. Yeteri kadar fazla oluyor. Diğer malzemeleri de ona göre veriyorum.

1 Kuru soğan

2 Diş Sarımsak

3 Tatlı kaşığı şeker (tepeleme)

1/2 Çay bardağı zeytinyağı

Su

Dere otu (üzeri için)

Limon (istenirse üzeri için)

Yapılışı:


  • Baklaları yıkadıktan sonra geceden orta büyüklükte bir tencereye koyun. Üzerine bir parmak geçecek şekilde su ilave edip ıslatın.
  • Sabah ıslanmış baklaların suyunu değiştirmeden, üzerine diğer tüm malzemeyi ekleyip pişirin.


  • Biraz ılıdıktan sonra blender'dan geçirin. İncecik bir kıvamı olacak.

  • Cam ve yayvan bir kaba alın ve soğumaya bırakın. Buzdolabına iyice ılıdıktan sonra alın.

  • Yemeğe sunduğunuzda kalıp gibi olmalı. Eğer olmamışsa suyu çok koydunuz demektir.


Afiyet olsun.

Çok küçük çocuklara yedirmek tavsiye edilmiyor ama, büyük çocuklarınıza sevdirebilirseniz onlar için çok faydalı olacak.

Dekorasyonda Moda "Vintage" Tarzı


Geçen gün Elle Decor dergimi aldım, evde bir köşeye çekilerek tüm detayına kadar okumaya çalıştım. Eklerden biri hepimize yararlı bir kitapçık.

Vintage Tarzı'nı anlatıyor. Bakın kendinize de yakın bulacağınız bir tarz bu.

Kumaşlarla, mobilyalarla, ikinci el kitaplarla ve eski objelerle dolu yüzlerce tezgah ve dükkanın bulunduğu küçük sahaf ve eskici sokaklarını anımsatan "vintage" terimi, günümüzün eb rahat ve bireysel, bir o kadar da garip ve ilginç dekorasyon tarzlarından biri.

Bugün, modayı takip etmeyen, kalıplaşmış iç dekorasyon kurallarına uymayan ve güncel modern ürünlerle, onlarca yılın ürünü olan eşya ve kumaşları birleştirerek hayal gücünü serbest bırakan yaratıcı kişilerin evlerinden yükselen modern vintage karışımlar son derece popiler.

Hayata geçirilmesi kolay bir tarz diyebiliriz.

Ancak dikkat; bu öyle bir çizgidir ki, züppe görünümlü bir ev yaratmaktan kaçınmalısınız. Doğru uygulama için ise basit bir örnek verelim: Yurt dışında, tatil sırasında satın alınmış bir parçanın yanına büyük teyzeden miras kalan parçalar eşlik edebilir.



Eski püskü olmasına rağmen kolayca yenilenebilir mobilya ve aksesuarlar ile tekstil ürünleri bu tarzın başrol oyuncuları arasındadır.

Bit pazarları, ikinci el dükkanları ve antika dikkanları bu tarzın zengin avlanma alanlarıdır.

Vintage tarzına bir kaç örnek daha...







Elle Decor dergisine bir yıllık abonelik 60 TL. Aklınızda bulunsun.

Peçete Yapıştırarak Kutu Boyama


Hiç bir fikrim yoktu bu yöntemle ilgili.

Ama yaptım. Kızımın dediği gibi "becerebildim".

Sizin de hiç bir bilginizi yoksa bakın ne kadar kolay bir iş bu iş:

Gerekli Malzemeler:

1 MDF Kutu

Beyaz ya da krem rengi su bazlı boya

Peçete tutkalı

Su bazlı mat vernik (Bunları hobi malzemeleri satan dükkanlardan bulabilirsiniz)

Desenli peçete

Fırça

Yapılışı:

1- Beyaz boyayı çok az suyla sulandırıp kutuyu boyayın.

Kuruyana kadar bekleyin.



2- Desenli peçetenin istediğiniz desenlerini dikkatle kesin.

Peçetenin katlarını ayırın ve desenli kısmı incecik bir kat kalsın.

3- Kestiğiniz parçalardan, kutunun üzerine bir kompozisyon yapın.



4- Yapıştıracağınız yerlere "peçete tutkalını" sürün, peçeteyi hava kabarcığı bırakmadan dikkatlice yapıştırın.

Kurumaya bırakın.

5- En son verniği sürün, kuruduktan sonra bir kat daha sürün.

Bu işlemleri yaparken aynı fırçayı kullanabilirsiniz.

Hepsi su bazlı olduğu için her işlemden sonra fırçanızı suyla yıkamalısınız.

İşte kutunuz bitti.



Tavsiye ediyorum, çok kolay ve dinlendirici bir iş.

Doğa, Güneş, Bebek


Yaklaşık 10 gündür Ela'yla birlikte Ankara'dayım.

Yenimahalle'ye bağlı Batıkent'te oturuyor annemler. Burada yaşayan Ankara'lılar çok şanslı. Her 100 metrede bir çocuk parkı var. Evin önünde ve arkasında da bahçe var. Hatta çok yakında yeni yeşillendirilmiş ağaçlı kocaman bir park da var.

Sabah uyanıp kahvaltısını yaptıktan sonra çıkıyoruz dışarı, sadece yemek ve uyku molası için eve giriyoruz.

Ela'daki değişim inanılmaz. Babası gördüğünde çok şaşıracak. Güneş görmesi, doğayla içiçe yaşaması ne kadar önemliymiş. Uzadı, yüzündeki yara izleri geçti, artık tüm böcek ve örümcekleri, çiçekleri tanıyor:)

Daha yeni bazı yorumlar onayladım ve onlara tek tek cevap verdim.

"Çocuğum huzursuz, çok ağlıyor, yemek yemiyor....." gibi

Herkes şuanda benim yapabildiklerimi yapamaz olsalar da yine de yapabildikleri kadar, HERGÜN

Çocuklarınızı doğaya çıkarın,

Güneşle tanıştırın,

Çimlere toplağa bastırın.

Uğur böceği elinde yürüsün,

Çiçekleri gösterin, hayvanları tanısın,

Yatırın yuvarlayın çimlerde,

Top oynasın doyasıya...

O zaman ne huzursuzluk kalıyor, ne ağlama...

Tavsiye aderim.

Çocukları Olanlar Okumalı!


Biz ebeveynler için yazılmış, Erdal Atabek'in kaleminden "GERÇEK"leri okumaya hazır mısınız?

Hayatın Ortağı Olmak


Günümüzün "ergen dünyasını", bu dünyada geçerli olan "ergen kültürünü" anlamaya çalışıyoruz. Çünkü bu yeni oluşumu anlamazsak "günümüz ergenleri" ile erişkinler arasındaki uzaklık daha da artacaktır.

Yeni "ergen kültürü"nün özellikleri içindeki;

"hedef seçememe"

"geleceğini planlayamama"

"sorumluluk almak istememe"

"kendini hiçbir şeye zorunlu saymadan çevresini herşeye zorunlu sayma"

"çaba harcamadan elde etmek isteme" gibi özellikleri nasıl açıklamalıyız?

En önemli etkenler arasında

"sahip olma, elde etme ve kullanma" ile bunları yapabilmek için

"çalışmak ve kazanmak gereği" arasındaki bağı kopartan

"tüketim toplumu ideolojisi"dir


Bu ideoloji, henüz çalışmayan ve kazanmayan gençlere;

"kredi kartı" vermekte,

"cep telefonları" olmasının normal olduğunu söylemekte,

"otomobil kullanarak özgürleşme"yi önermektedir.

Gençler de bütün bunlar için yıllarca beklemek yerine, bütün bunları sağlamanın anne babaların görevi olduğunu düşünmekte, "bunların kendi hakları olduğunu" öne sürmektedirler.

Bizim yaşam kültürümüzün iki özelliği de

"tüketim toplumunun ideolojisi" ile buluşmaktadır.


"Çocukların aşırı korunmasının ailenin görevi" olduğuna ilişkin yaygın tutup ile "çocuklarla gurur duyma isteği"

Bu iki özellik de çocukların "yaşam standartları"na ailenin; kimi zaman ekonomilerinin üstüne de çıksa destek vermelerini sağlayan bir tutum yaratmaktadır.

Anne babaların şu sözlerini çok sık duyuyoruz:

  • Biz (ya da ben) çocuklarımız için yaşıyoruz.

  • Ne yapıyorsak onlar için yapıyoruz.

  • Biz çok sıkıntı çektik, onlar bu sıkıntıları çekmesin istiyoruz.

  • İlerde hayatın bir çok haliyle karşılaşacaklar, bari şimdi mutlu olsunlar.

  • Mutlu bir çocukluk dönemleri olsun.

  • Biz gençliğimizi yaşamadık, onlar doya doya yaşasınlar.

  • Bizim yapamadıklarımızı onların yapması bizi memnun ediyor.

  • Her şeyleri var, neden çalışmadıklarını anlamıyorum.

  • Hiç sıkıntıya gelemiyorlar, istedikleri hemen olsun istiyorlar.

  • Her istediğini yapıyoruz ama o bizim ne istediğimizi anlamıyor bile.

  • Çok iyi çocuktur, ama arkadaşlarına uyuyor.

  • Aklına hiç kötülük getirmez, ne söylense inanır.

  • Böyle giderse nasıl yapacak bilemiyorum.


Bu sözlerin hepsi de birbiriyle bağlantılıdır.

Bu sözlerin oluşturduğu merdiven basamak basamak çıkmaktadır.

Sonuçta erişilen yer de hiç kimsenin düşünmediği, hiç kimsenin istemediği bir yer olmaktadır.

Neden?


Çocuklarımızı hayatımınız ortağı değil, refahımızın ortağı yapıyoruz da ondan.

Neden hayatlarınızı çocuklarınıza adıyorsunuz.

Neden çocuklarınız için yaşıyorsunuz?

Neden çocuklarınıza "istemedikleri şeyleri vermek için bunca çaba harcıyorsunuz?

Neden çocuklarınıza "hak etmedikleri şeyleri elde etmeleri" için yükümlülük duyuyorsunuz?

Neden çocuklarınıza "sorumluluk vermiyorsunuz"

Şimdi almıyorlar çünkü sorumluluk vermekte çok geç kaldınız!

Neden çocuklarınız yaptıkları yanlışların sonuçlarıyla karşılaştırmıyorsunuz?

Bu durumda çocuklar ve gençler "ailelelin onları her koşulda koruyacağını" biliyor.

Çocuklar ve gençler, kendileri hiçbir şey yapmasa da, ailenin onlar için herşeyi yapacaklarını öğreniyor.

Çocuklar ve gençler, geleceklerinin aileleri tarafından hazırlanacağına güveniyor.

Onun için de kendine güvenmiyor, sorumluluk almıyor.

Kendisini hiçbir şey için zorlama gereğini duymuyor.

Yapılması gerekenler yapılmaz, yapılmaması gerekenler yapılırsa sonuçta neden şaşmalı!


Lütfen biraz düşünür müsünüz?

Erdal Atabek

Bizimle paylaştığı için Remziye Örselli'ye ve Ezgi Kayaoğulları'na teşekkürler.

"Alerji Testi"ni Bebeklere Kendiniz Yapabilirsiniz.


Ben yıllar önce yaptırmıştım alerji testini(1992'de). Kollarıma çizikler atıp, onların üzerine de alerji yapabilecek gıdaların sıvılarından damlatmışlardı. Benim "donuk ürünlere" alerjimin olduğu ortaya çıkmıştı. O zamanki test bayağı ilkeldi. Şimdi büyükler için yapılan test, önce damlayı koluna dokunduruyor sonra bir iğne ucuyla çentik atıyor koluna.

Peki bebek ve çocukların alerji durumlarında nasıl bir test uygulanıyor?

Kızımın yanağında iki aydır minik minik noktalar çıkıyor. Ela gece onları kaşıyor ve sabah büyükçe bir yarası oluyordu. Doktorunun önerdiği 4 kremden yapılan bir kremi sürüyorum ama gece yine kaşıyıp koparınca tekrar başa dönüyoz.

Dün 24 aylık muayenesi için doktora gittik. Sadece yüzünde çıktığı için yediği bir şeyin dokunduğunu söyledi. Bu çikolata, susam, portakal, havuç, kereviz, yumurta... olabilir dedi.

Yani aslında bir günde bunların ikisini çok yerse olurmuş.


Alerji testinizi kendiniz yapın dedi doktorumuz. (Başka hangi doktor der acaba bunu)

İşte evde kendinizin yapabileceği; bebekler ve çocuklar için süper alerji testi:

Koluna çikolatayı veya yumurtayı (sarısı ayrı beyazı ayrı) sürün, yarım saat beklerin. Eğer birşeyler çıkarsa o alerji yapıyor demektir.

Doktorumuz Meral Saraçel'e teşekkürler...

Gece Tuvalet Alışkanlığının Kazandırılması


Gündüz tuvalet alışkanlığını aştıysanız sıra geceye geliyor tabi.

Ben gündüz altını açık bırakmaya başladım. Ama siz gece de bezi bırakmak istiyorsanız bakın Annelik ve Bebek Bakımı kitabında neler yazıyor:

1- Çocuğunuz sabahları altı kuru kalkana dek bekleyin.

Bir hafta boyunca çocuğunuzun altı geceleri ıslanmıyor, kirlenmiyorsa geceleri alt bezi bağlamaktan vazgeçebilirsiniz.

2- Altında hiçbir şey yokken uyumasına izin verin.

Birinci hafta boyunca geceleri ağlını bağlamadan yatırın; pijama ya da don da giydirmeyin. İsterseniz su geçirmez bir örtü sererek yatağı koruyabilirsiniz. Yatmadan önce tuvalete gitmesini sağlayın. Gece boyunca bir sorun çıkmadan uyuması gerekir, ama eğer yatağını ıslatırsa, geceleri alt bezini çıkarmak için henüz erken demektir.

3- Yatak ıslatma sorunu ortaya çıkarsa...

Çocuğunuz, haftalar ya da aylarca yapmadığı halde geceleri yatağını ıslatmaya başlarsa bunun nedeni yaşam düzenindeki köklü bir değişiklik olabilir. Çocuğu bu konuda asla azarlamayın, cezalandırmayın. Geceleri altını ıslatarak uyanırsa altını sevecenlikle temizleyip temiz pijama giydirin, çarşafını değiştirin. Bu birden çok yinelenirse, norlame dönene ve yedi sabah üst üste altı kuru uyanana dek bezini bağlayın. Beş altı yaşına dek altını ıslatabilir. Bu anormal bir durum değildir. Gece yatmadan önce bir şey içirmemek yarar sağlamaz.

Gündüz Tuvalet Alışkanlığının Kazandırılması


Kızım 24 aylık olduğu için ben de tuvalet eğitimine bıraktığım yerden devam etmek istiyorum.

Diş çıkarma, soğuk algınlığı derken bir süre ara vermiştim.

Başucu kitabım Annelik ve Bebek Bakımı'nda bakın bu konuyla ilgili neler yazıyor.

Bu yazıyı yeni tuvalet eğitimine başlayanlara tavsiye ediyorum:

1- Çocuk hazır olana dek bekleyin.

Çocuğunuz;

  • 2-2,5 yaşlarındaysa,

  • Belki bağırarak ya da göstererek altının ıslandığını ve bundan rahatsız olduğunu belli ediyorsa,

  • öğle uykularından genellikle altı kuru kalkıyorsa, oturak eğitimine hazır demektir.
2- Ona Oturağı Tanıtın

Oturağı göstererek ne işe yaradığını anlatın. Daha fazla birşey yapmadan oturağı tuvalete bırakıp birkaç gün varlığına alışmasını bekleyin. Oturağa nasıl oturması gerektiğini gösterin. Bezi şimdilik bağlı kalsın.

3- Uygun Zaman Ayırın.

Tuvalet eğitimi için en iyisi, yaz aylarında iki haftanızı bu işe ayırmanızdır. Çocuğunuza gerekli zamanı ayırabilme olağanız yazın daha çoktur. Böyle bir düzenleme yapamazsanız bile, dikkatinizi bu işe verebileceğiniz iki haftayı ayırmalısınız. Gündelik yaşamınızda bir değişiklik varsa sözgelimi yolculukta ya da tatildeyseniz tuvalet eğitimine başlamak için eve döneceğiniz zamanı bekleyin.

4- Çocuğa Don Giydirip Sık Sık Oturağı Kullanmasını Hatırlatın.

Bu iki hafta içinde çocuğunuza normal ya da ıslaklığı emen, platik astarlı tuvalet eğitimi donu giydirin. Oturağı hep yakınlarda bir yerde bulundurun. Çocuğunuz bir şeyler yiyip içtikten sonra onu oturağa oturtun.

5- Oturağı Kullanmasına Yardım Edin.

Oturağa uturma konusunda yüreklendirici olun, ancak fazla zorlamayın. Oturmasına yardım etmek içindonunu indirin, işerken pipisini tutmasına yardımcı olun. Sizden yardım isterse teşekkür edin.

Oturaktan Hemen Kalkarsa; beş dakika daha oturmasını söyleyin. Bu süre içinde bir oyuncak ya da kitapla oyalayın. Kakasını çişini yapmıyorsa kalkıp oyununa devam etmesine izin verin.

Oturağa Gittiği Zaman; nasılda iyi bir çocuk olduğunu söyleyip onu övün. Tuvalet kağıdıyla üzerine sıçramış olabileceği çişi silin, altını çabucak temizleyin. Kalkarken oturağı devirmemesi için tutun, donunu çekin. Kakasına, çişine karşı tiksinti göstermeyin, yanlızca tuvalete döküp oturağı yıkayın ve dezenfektanla çalkalayın. Sonra ellerinizi yıkayın.

6- Çocuğunuz Altına Kaçırınca Onu Azarlamayın.

Bu aşamada her zaman oturağı anımsamasını beklemeyin. Altını kirlettiğinde çocuğunuzu asla paylamayın. Oturağa oturmasını yeterince sık anımsatmamak aslında sizin suçunuzdur. Sevecen bir yaklaışmla altını temizleyip temiz don giydirin.

Oturağa alışmamışsa; iki hafta geçnesine rağmen tuvalet eğitimini anlamıyorsa ve oturağı hiç kullanmıyorsa alt bezinden vazgeçmek için henüz erken demektir. Birkaç hafta süreyle altını bağlamayı sürdürün, sonra yeniden deneyin. Çocuğunuzun oturağa alışabilmesi için uğraş vereceğiniz bu iki haftalık eğitim dönemlerinin sayısı artabilir.

Öğle Uykusunda Bez Bağlamayın.

Artık gündüzleri oturağı kullanıyorsa, öğle uykularından da bir hafta boyunca altı kuru kalkıyorsa çocuğunuz, alt bezi olmadan gezebilir. Zaten kendisi de bez bağlanmasına karşı çıkar. Öğle uykusundan kalkar kalkmaz oturağa oturmasını önerin. Çocuğu öğle uykularına bezsiz yatırmanız, onu geceleri de altını ıslatmamaya hazırlayacaktır.

8- Sokağa Çıkarken Altını Bağlayın.

Tuvalet eğitimini tam alana dek dışarı çıktığınız zaman çocuğunuzun altını bağlayın. İşi sağlama almak için, bağlamadan önce onu zorlamadan oturağı kullanmasını anımsatın. Arabayla çıkıyorsanız, kolayca durma olanağı da yoksa altını bağlayın. Yanınıza oturağını, temiz giysilerini ve (altını kirletirse silmek için ) eski bir havlu alın.

9- Tuvaleti Kullanmasını Önerin.

Oturağı kullanmaya başladıktan bir kaç hafta sonra, onun da sizin gibi tuvaleti kullanabileceğini söyleyin. İçine düşmemesi için çocuklara göre yapılmış bir kapağı klozete takın. Tırmanması için de önüne bir basamak yerleştirin. Alışana dek ona yardımcı olmayı sürdürün. Yanlızca çişini yapacaksa tuvaletin kapağını kaldırın. İşi bitene dek yanında durun. Tuvaletten kalkamasına yardım edin ve altını silin. Dört yaşına gelena kadar altını silmeyi başaramaz. Sifonu kendi çekmek isteyebilir, bu ona eğelenceli gelir. İşiniz bittiğinde ikiniz de ellerinizi yıkayın.

2 Yaş İçin "Beceri Geliştirme Hareketleri"


Havalar bir türlü ısınmadı. Sanırım bu da bizim işimize yaradı.

Bütün gün televizyon başında, süper kelimeler ezberleyip bilmiş bilmiş bir kız olacağına; boncuk kutularının, resim çantalarının olduğu garip bir kız oldu benim kızım:)

Geçen gün beraber Tahtakale'ye gittik. Acelece bir boncuk mağazasına girip birşeyler aldım.

İlk gün, ortaya birkaç kolye çıktı tabi.

Sonra da kızıma oyalanacak, çok güzel bir aktivite.

"Kolye yapmak istiyooom" deyip, boncuk çantasını getiriyor bana.

Açıyorum çantasını; istediği sırada, istediği kadar diziyor boncukları ipe. Nasıl keyif alıyor anlatamam.



İpi, suni deri olduğu için kolaylıkla takabiliyor. Bitirdikten sonra bazen takıp boynuna geziyor, bazen de çıkartıp yeniden, farklı sırada tekrar diziyor.

"Anne gibi kolye yapıyoooom" diyor, ben de mest oluyorum.

Sizi de bu "harekete" bekliyorum. Tavsiye ediyorum.